Küresel finans piyasalarında tahvil satışları hız kazandı. ABD ile İran arasında yeniden tırmanan çatışmaların enerji arzını sekteye uğratabileceği endişesi petrol fiyatlarını yükseltirken, artan enerji maliyetlerinin enflasyonu yeniden körükleyebileceği beklentisi devlet tahvillerine satış getirdi.
ABD’den Japonya’ya, İngiltere’den Almanya’ya kadar birçok büyük ekonomide tahvil getirileri yükseldi. Tahvil fiyatları ile getiriler ters yönde hareket ettiği için piyasadaki yoğun satışlar, ülkelerin uzun vadeli borçlanma maliyetlerini de yukarı taşıdı.
’a göre küresel tahvil satışlarının arkasında yalnızca Ortadoğu kaynaklı enerji şoku değil, artan kamu borçları ve merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceğine yönelik beklentiler de bulunuyor.
ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,81’e çıktı
ABD’nin gösterge niteliğindeki 10 yıllık Hazine tahvili getirisi yüzde 4,81 seviyesine kadar yükseldi. Bu oran Kasım 2023’ten bu yana görülen en yüksek seviyelerden biri olarak kayıtlara geçti.
Piyasalarda getirinin yüzde 5 seviyesine doğru hareket etme ihtimali de yakından takip ediliyor. Böyle bir yükseliş, yalnızca tahvil piyasalarını değil hisse senetlerinden konut kredilerine kadar birçok finansal alanı etkileyebilir.
Yükselen tahvil getirileri, devletlerin yeni borçlanmalarında daha yüksek faiz ödemesi anlamına gelirken, şirketler ve tüketiciler açısından da finansmana erişimin pahalılaşmasına yol açabiliyor.
Japonya’da 30 yıllık eşik aşıldı
Tahvil piyasalarındaki en dikkat çekici hareketlerden biri Japonya’da yaşandı.
Japonya’nın 10 yıllık devlet tahvili getirisi yüzde 3 seviyesinin üzerine çıkarak yaklaşık 30 yılın zirvesine ulaştı. Getiri 2 Eylül’de yüzde 3,01 civarında seyretti.
Japon tahvil getirilerindeki yükseliş küresel piyasalar açısından ayrıca önem taşıyor. Japon yatırımcılar uzun yıllardır düşük yurtiçi faizler nedeniyle ABD ve Avrupa tahvillerinin en büyük alıcıları arasında bulunuyordu.
Japonya’daki getirilerin cazip hale gelmesi durumunda bu sermayenin bir bölümünün ülkeye geri dönmesi, ABD ve Avrupa tahvillerindeki satış baskısını daha da artırabilir. verilerine göre Japon yatırımcılar 2026’da ağustos sonuna kadar net 3 trilyon yen tutarında yabancı tahvil sattı.
İngiltere’de tahvil getirileri 2008 sonrası zirvelerde
İngiltere tahvil piyasasında da satışlar dikkat çekiyor. İngiliz devlet tahvillerinin getirileri son günlerde hızla yükselerek 2008 küresel finans krizinden bu yana görülmeyen seviyelere ulaştı.
Borçlanma maliyetlerindeki yükseliş, İngiliz hükümetinin bütçe politikası üzerindeki baskının da artmasına neden oluyor.
Yüksek tahvil faizleri devletin borç servis maliyetini artırdığı için kamu harcamaları, vergiler ve bütçe açığına ilişkin kararların daha zor hale gelmesi bekleniyor.
Almanya ve Fransa’da da satış baskısı var
Tahvil piyasalarındaki dalga Euro Bölgesi’ni de etkiledi.
Alman devlet tahvillerinde satışlar hızlanırken vadeli Bund kontratları 2011’den bu yana en düşük seviyelerine geriledi. Fransa tahvilleri üzerindeki baskı da devam etti.
Avrupa’da yükselen enerji maliyetlerinin enflasyonu yeniden canlandırabileceği ve bunun Avrupa Merkez Bankası’nın para politikasında gevşeme alanını daraltabileceği değerlendiriliyor.
Petrol yeniden 100 dolara mı gidiyor?
Piyasaların en önemli gündem maddelerinden biri ise petrol fiyatları.
ABD-İran çatışmalarının yeniden şiddetlenmesiyle Brent petrol 2 Eylül’de gün içerisinde 97,04 dolara kadar yükseldi. Daha sonra fiyat 94,74 dolar civarında dengelendi. ABD tipi WTI petrol ise gün içinde 92,29 doları gördükten sonra yaklaşık 90 dolar seviyesinde işlem gördü.
Önceki gün Brent petrol yüzde 4,6 yükselişle 94,65 dolardan, WTI ise yüzde 5,2 artışla 90,22 dolardan kapanmıştı.
Analistler, askeri gerilimin daha fazla tırmanması ve Hürmüz Boğazı üzerinden petrol akışının ciddi biçimde sekteye uğraması halinde 100 dolar seviyesinin yeniden gündeme gelebileceğine dikkat çekiyor.
Hürmüz Boğazı piyasaların odağında
Petrol fiyatlarındaki riskin merkezinde Hürmüz Boğazı bulunuyor.
Bölge, çatışmalar başlamadan önce küresel petrol tüketiminin yaklaşık beşte birinin taşındığı kritik enerji güzergâhlarından biriydi. Bu nedenle boğazdaki her yeni askeri gelişme petrol fiyatlarında sert hareketlere neden olabiliyor.
Piyasalar şu aşamada petrol akışının tamamen durup durmayacağından ziyade, sevkiyatların ne ölçüde aksayacağına odaklanmış durumda.
Petrol yükselirse faiz indirimleri gecikebilir
Enerji fiyatlarındaki artış merkez bankaları açısından yeni bir sorun oluşturuyor.
Petrolün uzun süre yüksek seviyelerde kalması; ulaşım, sanayi, üretim ve lojistik maliyetlerini artırarak tüketici fiyatlarına yansıyabilir. Bu da enflasyonun yeniden hızlanmasına yol açabilir.
Böyle bir senaryoda ABD Merkez Bankası başta olmak üzere büyük merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelemesi veya para politikasını yeniden sıkılaştırması gündeme gelebilir. , yükselen petrol fiyatlarının piyasalardaki faiz beklentilerini değiştirmeye başladığını bildiriyor.
Önümüzdeki günlerde tahvil piyasalarının yönü açısından ABD-İran çatışmalarının seyri, Hürmüz Boğazı’ndaki petrol trafiği, enerji fiyatları ve merkez bankalarından gelecek faiz mesajları belirleyici olacak.









