Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirilen deniz taşımacılığına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Al Sani, Katar'ın veya başka bir ülkenin boğazdan geçiş karşılığında ücret ödemesini kabul etmediklerini belirterek deniz yollarının açık tutulması gerektiğini söyledi.
25 Eylül 2026'da ABD medyasına konuşan Katar Başbakanı, Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gelişmelerin yalnızca bölge ülkelerini değil, uluslararası ticareti ve enerji taşımacılığını da etkilediğine dikkat çekti.
Al Sani, mevcut koşulların İran'ın yanı sıra Körfez ülkeleri üzerinde de ciddi ekonomik ve lojistik baskı oluşturduğunu ifade etti.
“Gemilerimizi çıkaramıyoruz”
Bölgedeki deniz taşımacılığının karşılaştığı güçlükleri anlatan Al Sani, Katar'ın da gelişmelerden doğrudan etkilendiğini belirtti.
“Dünyanın tamamı ve İran da baskı altında. Tüm bölge de İran gibi bundan etkileniyor” diyen Al Sani, yaptırımlar ve deniz ulaşımındaki kısıtlamaların Körfez ülkeleri açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu söyledi.
Katar Başbakanı, yaşanan sıkıntının boyutunu anlatırken, “Gemilerimizi çıkaramıyoruz ve durum çok zor. Birçok engelle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.
Katar: Hürmüz uluslararası bir su yolu
Al Sani'nin üzerinde durduğu konulardan biri de Hürmüz Boğazı'nın uluslararası deniz taşımacılığındaki konumu oldu.
Boğazdaki istikrarsızlığın artık yalnızca bölgesel bir mesele olarak değerlendirilemeyeceğini savunan Katar Başbakanı, “Boğaz her zaman uluslararası bir su yolu olmuştur ve artık bu konu küresel bir mesele haline geldi” dedi.
Al Sani, sorunun çözümü için uluslararası toplumun birlikte hareket etmesi gerektiğini belirterek deniz ulaşım güzergâhlarının çatışmalarda baskı aracı haline getirilmesine karşı olduklarını söyledi.
“Halkımızı ve gelecek nesillerimizi korumak için deniz yollarına müdahale edilmesine, ücret alınmasına ve tehditlere son verilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Hürmüz'den geçiş ücretine Katar'dan itiraz
Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerden ücret alınmasına yönelik tartışmalara da değinen Al Sani, Doha yönetiminin bu konuda herhangi bir ülkeye özel değil, genel bir ilkeye dayanan tutum benimsediğini ifade etti.
Deniz yollarının ülkeler üzerinde baskı oluşturmak veya serbest deniz taşımacılığını engellemek amacıyla kullanılmasını kabul etmediklerini söyleyen Al Sani, “Herhangi bir ülke veya taraf tarafından uygulanan her türlü abluka veya ücret alınmasını reddediyoruz” dedi.
Katar Başbakanı, uluslararası deniz ulaşımının siyasi ve askeri anlaşmazlıklardan mümkün olduğunca uzak tutulması gerektiğini savundu.
Hürmüz küresel enerji ticaretinin kritik noktalarından
Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gelişmeler enerji piyasaları açısından da büyük önem taşıyor.
ABD Enerji Enformasyon İdaresi'nin (EIA) verilerine göre 2025'in ilk yarısında Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol ve petrol ürünlerinin miktarı günlük ortalama 20,9 milyon varil seviyesindeydi. Bu miktar dünya petrol ve petrol ürünleri tüketiminin yaklaşık yüzde 20'sine karşılık geliyordu.
Aynı dönemde dünya deniz yoluyla gerçekleştirilen petrol ticaretinin yaklaşık dörtte biri Hürmüz üzerinden geçiyordu.
Savaş ve bölgesel gerilim ise bu tabloyu önemli ölçüde değiştirdi. EIA'nın Ağustos 2026 verilerinde Hürmüz üzerinden petrol akışının 2026'nın ikinci çeyreğinde günlük ortalama 4,9 milyon varile kadar gerilediği görülüyor.
Gemi trafiğinde sert düşüş
Eylül ayındaki veriler deniz trafiğindeki baskının devam ettiğine işaret ediyor.
'ın gemi takip verilerine dayandırdığı 22 Eylül tarihli haberine göre, bir pazartesi günü Hürmüz'den yalnızca iki büyük ticari yük gemisinin geçtiği tespit edildi. Çatışma öncesinde ise boğazdan günde ortalama yaklaşık 125 büyük ticari gemi geçiyordu.
Bununla birlikte bazı tankerlerin takip sistemlerini kapatarak hareket etmesi nedeniyle gerçek geçiş sayılarının gemi takip verilerinde görülenden daha yüksek olabileceği belirtiliyor.
Hürmüz'deki ulaşımın kalıcı biçimde normale dönüp dönmeyeceği ise bölgedeki diplomatik görüşmelerin başlıca gündem maddelerinden biri olmayı sürdürüyor. Katar da İran ile ABD arasındaki gerilimin azaltılması ve boğazdaki deniz trafiğinin yeniden normalleşmesi için diplomatik girişimlerde bulunan ülkeler arasında yer alıyor.









