Terör ve Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, Yemen’deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının bölgesel dengeler açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini söyledi. CNN Türk canlı yayınında Orta Doğu’daki gelişmeleri değerlendiren Başbuğ, saldırıların Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında oluşturulan Mekke Savunma İttifakı’nı hedef alan bir sürecin parçası olduğunu savundu.
Başbuğ, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Suudi Arabistan’ın askeri ihtiyaçlarının karşılanması konusunda sıkıntı yaşanmayacağı yönündeki açıklamasını da değerlendirdi. Fidan’ın sözünü ettiği desteğin doğrudan askerî birliklerin sahaya gönderilmesinden ziyade istihbarat paylaşımı ve kurmay düzeyde iş birliğini kapsadığını belirten Başbuğ, üç ülkenin fiilen ortak bir askerî güç oluşturmasının şu aşamada uzak bir ihtimal olduğunu ifade etti.
“Mekke İttifakı hedef seçildi”
Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarında yaşanan değişimin tesadüf olmadığını ileri süren Başbuğ, asıl hedefin Mekke İttifakı olduğunu savundu.
Başbuğ, “Mekke İttifakı hedef seçilmiş, esas sabotaj buraya. Birileri Mekke İttifakı üzerinden bir süreç yürütmek istiyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın bir araya gelmesinin bölgedeki dengeleri değiştirebilecek bir gelişme olduğunu belirten Başbuğ, bu nedenle ittifakın engellenmek istendiğini öne sürdü.
Başbuğ ayrıca ittifak kapsamında geçtiğimiz günlerde Çırağan Sarayı’nda dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarının katıldığı bir komite toplantısı gerçekleştirildiğini hatırlattı. İttifakın kendi iç hukukunun oluşturulması için yaklaşık bir yıllık bir çalışma yürütüleceğini belirten Başbuğ, şu aşamada dördüncü bir ülkenin ittifaka dahil edilmesinin gündemde olmadığını söyledi.
“Türkiye ve Pakistan bu tuzağa düşmez”
Başbuğ, Mekke İttifakı üzerinden Türkiye ve Pakistan’ın Suudi Arabistan’daki çatışmanın doğrudan tarafı haline getirilmek istenebileceğini savundu.
Bu yönde bir algı oluşturulmaya çalışıldığını belirten Başbuğ, “Mekke İttifakı diyordunuz, işte bak saldırıya uğradı, hani NATO’nun 5. maddesi gibi hadi yürürlüğe koyun, Pakistan ve Türkiye de sahaya insin” şeklinde bir senaryonun gündeme getirilebileceğini söyledi.
Başbuğ, Türkiye ve Pakistan’ın böyle bir sürecin içine çekilmeyeceğini savunarak, Suudi Arabistan’a yeni ittifak çerçevesinde istihbarat paylaşımı ve teknik destek sağlanabileceğini ifade etti.
Başbuğ: “Bu oyunun mimarı İsrail”
Bölgede mezhep çatışması ve daha geniş kapsamlı bir savaş çıkarılmak istendiğini öne süren Başbuğ, bu sürecin arkasındaki aktörlerden biri olarak İsrail’i gösterdi.
Başbuğ, İsrail’in Gazze savaşı sonrasında uluslararası kamuoyunda oluşan tepkilerin gündemden düşürülmesi amacıyla bölgesel bir savaşın ortaya çıkmasını isteyebileceğini savundu.
“Burada bir bölgesel savaş çıkarmak uzunca süredir bölgede oynanan en büyük oyun” diyen Başbuğ, İsrail’in böyle bir savaşın bölgeye yayılmasını hedeflediğini iddia etti.
Başbuğ ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ile İran arasındaki 14 maddelik İslamabad mutabakatının ardından NATO Zirvesi'nde yaptığı değerlendirmelere dikkat çekti. Erdoğan’ın bölgedeki farklı halkları ve ülkeleri karşı karşıya getirecek bir çatışmanın önüne geçildiğine yönelik sözlerini hatırlatan Başbuğ, coğrafyadaki ülkeleri aynı anda ateş altına sokabilecek bir ortam oluşturulmak istendiğini ileri sürdü.
“ABD’nin müdahale teklifini reddetmesi doğru oldu”
Suudi Arabistan’ın Husilere karşı ABD ile ortak müdahale teklifinde bulunduğunu ancak Washington yönetiminin bu çağrıyı kabul etmediğini belirten Başbuğ, ABD’nin kararını bölgesel savaşın büyümesini önleme açısından değerlendirdi.
Başbuğ, “Amerika kabul etmedi. Bana göre işin de doğrusu oldu. Çünkü böyle bir davete evet demek, bölgesel savaşın da artık fitilini ateşlemek demektir” ifadelerini kullandı.
Husilerin Kızıldeniz’deki tutumunun da değiştiğini belirten Başbuğ, daha önce İsrail ve ABD gemilerine yönelik tehditlerin öne çıktığını, son dönemde ise Suudi Arabistan bağlantılı gemilerin hedef haline geldiğini söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Husilerle anlaşmaya varıldığı yönündeki açıklamalarını da hatırlatan Başbuğ, Washington ile Husiler arasında doğrudan yeni bir çatışma beklenmediğini savundu.
Buna karşın ABD’nin vatandaşlarına bölgedeki gerilimin artabileceği uyarısında bulunarak bölgeden ayrılmaları çağrısı yapmasının, Başbuğ’a göre mevcut gerilimin henüz sona ermediğine işaret ettiğini belirtti.









