Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Psikiyatrist & Psikoterapist Prof. Dr. Deniz Adnan Çoban, panik atağın çoğu zaman kalp kriziyle karıştırılabildiğini belirterek, tekrarlayan ataklarda doğru tanı ve psikiyatrik değerlendirmenin büyük önem taşıdığına dikkat çekti.
Ani çarpıntı, nefes alamama hissi, göğüs ağrısı, baş dönmesi, soğuk terleme ve “Öleceğim.” düşüncesi birçok kişide ilk olarak kalp krizi korkusunu akla getirebilir. Ancak bu belirtiler her zaman kalp kaynaklı bir soruna işaret etmeyebilir. Beklenmedik anda ortaya çıkan panik atak; bedensel belirtiler, yoğun kaygı ve tekrar yaşanacağına dair endişeyle kişinin günlük yaşamını belirgin şekilde etkileyebilir. Bu nedenle belirtilerin doğru değerlendirilmesi ve altta yatan nedenin belirlenmesi büyük önem taşır.
Panik atak bir anda başlayabilir
Panik atak; ansızın, beklenmedik bir yerde ve zamanda başlayan yoğun korku, kaygı ve bunaltı nöbetidir. Atak sırasında kişi kalp krizi geçirdiğini, felç olacağını, bayılacağını, nefes alamayacağını, aklını kaybedeceğini ya da kontrolünü yitireceğini düşünebilir. Bu yoğun korku nedeniyle birçok kişi ilk olarak acil servise başvurur.
Haberlerimizi Google’da takip edin
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
Ataklar çoğu zaman kısa süre içinde kendiliğinden sonlansa da yaşanan deneyim kişide ciddi bir sağlık sorunu olduğu düşüncesini güçlendirebilir. Bu durum, atağın tekrar edeceğine dair beklenti kaygısına yol açabilir.
Belirtiler bedensel olarak da hissedilir
Panik atak yalnızca ruhsal belirtilerle sınırlı değildir. Kalp çarpıntısı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, hava açlığı hissi, terleme, titreme, baş dönmesi, mide ve bağırsak yakınmaları, uyuşma, karıncalanma, bulanık görme ve bayılacakmış hissi en sık görülen belirtiler arasında yer alır.
Bu belirtilerin temelinde stres anında salgılanan adrenalin hormonunun yükselmesi bulunur. Adrenalin etkisiyle kalp daha hızlı atar, solunum hızlanır, tansiyon değişebilir ve kaslar gerilir. Vücut, gerçek bir tehlike olmamasına rağmen kendisini savunma durumuna geçirir.
Her panik atak panik bozukluğu değildir
Toplumda panik atak ile panik bozukluğu sıklıkla aynı durum olarak düşünülür. Oysa panik atak; farklı psikiyatrik hastalıklarda ya da bazı fiziksel rahatsızlıklarda görülebilen bir belirti kümesidir.
Depresyon, yaygın kaygı bozukluğu, sosyal fobi, obsesif kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu ve madde kullanımına bağlı durumlarda panik atak gelişebilir. Bunun yanında hipoglisemi, tiroid hastalıkları, bazı kalp ve akciğer hastalıkları, bazı ilaçlar ve metabolik bozukluklar da benzer tabloya neden olabilir. Bu nedenle değerlendirme sürecinde hem ruhsal hem de fiziksel nedenlerin birlikte ele alınması gerekir.
Panik atak depresyonla birlikte görülebilir
Panik atak, panik bozukluğunun yanı sıra depresyonla birlikte de ortaya çıkabilir. Özellikle bunaltının yoğun olduğu depresyon tablolarında, sabah saatlerinde artan iç sıkıntısı ve kaygı atakları görülebilir.
Panik bozukluğu olan kişilerde yaşamın kısıtlanması, sürekli endişe hali ve yeniden atak yaşama korkusu zamanla depresyon gelişimine zemin hazırlayabilir. Bu tabloya mutsuzluk, hayattan tat alamama, enerji azlığı ve isteksizlik gibi belirtiler eklendiğinde rahatsızlığın şiddeti artabilir. Bu nedenle tedavi planı oluşturulurken kişinin ruhsal durumu bütüncül olarak değerlendirilmelidir.
Panik atak ve kalp krizi nasıl ayırt edilir?
Panik atakta genellikle önce çarpıntı başlar; göğüs ağrısı kısa süreli, saplanıp geçen ve gelip geçici şekilde hissedilebilir. Kalp krizinde ise ağrı çoğunlukla göğsün ortasında, baskı tarzında ve süreklidir; çene, boğaz, sırt veya mide bölgesine yayılabilir.
Panik atakta belirtiler dinlenme sırasında artabilirken, hareket etmek ya da dikkati başka yöne çevirmek kişiyi rahatlatabilir. Kalp krizinde ise ağrı eforla artabilir ve dinlenmeyle azalabilir. Ancak göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılacakmış hissi veya yoğun çarpıntı gibi belirtilerde mutlaka tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
Çocuklar da etkilenebilir
Panik atak yalnızca yetişkinlerde görülmez. Çocuklarda da aile içinde yaşanan olumsuz olaylar, aşırı kontrolcü ve eleştirel ebeveyn tutumları, yoğun baskı ve kaygı ortamı panik atağın ortaya çıkmasında etkili olabilir.
Bu nedenle çocuklarda ani korku nöbetleri, yoğun kaygı, kaçınma davranışları veya açıklanamayan bedensel yakınmalar göz ardı edilmemelidir. Erken dönemde yapılacak değerlendirme, çocuğun ruhsal gelişimi açısından da önem taşır.
Doğru tanı tedavinin ilk adımıdır
Panik atak yaşayan birçok kişi uzun süre farklı branşlara başvurmasına rağmen şikâyetlerinin nedenini öğrenemeyebilir. Oysa doğru tanı, gereksiz tetkiklerin önüne geçilmesi ve uygun tedavi planının oluşturulması açısından önemli bir basamaktır.
Tekrarlayan panik ataklar zamanla kişinin sosyal yaşamını, aile ilişkilerini ve iş hayatını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle belirtilerin hafife alınmaması, kendi kendine tanı konulmaması ve tekrarlayan yakınmalarda uzman değerlendirmesine başvurulması önem taşır.
Soğan sevenler genetik olarak daha şanslı olabilir! Araştırmadan dikkat çeken sonuç
Uzun yolculuklarda bu belirtiyi hafife almayın! Bacakta pıhtı oluşumunun işareti olabilir
Yaz sıcakları varis şikayetlerini artırıyor! Uzmanlardan bacak sağlığı için önemli uyarılar
Burun kanamasında doğru müdahale nasıl yapılır? Başınızı geriye atmayın
Az Yiyip Kilo Alanlar Dikkat! Diyete Rağmen Zayıflayamamanın 5 Gizli Nedeni
Uzmanından Uyarı: “Klima Boyun Fıtığı Yapmaz, Kas Spazmına Neden Olabilir”