ABD’nin İran’a karşı başlattığı yeni ve kapsamlı ekonomik baskı kampanyası Washington’da da tartışma yarattı. Eski ABD İran Özel Temsilcisi Robert Malley, Donald Trump yönetiminin “ekonomik D-Day” olarak tanımladığı yaptırım stratejisinin Tahran’ı temel politikalarından vazgeçmeye zorlamasının düşük ihtimal olduğunu savundu.
Barack Obama ve Joe Biden yönetimlerinde görev yapan Malley, ekonomik baskının ağırlaştırılmasının İran’ın teslim olması yerine misillemeye yönelmesine ve yeni bir askeri tırmanışa yol açabileceği uyarısında bulundu.
ABD yönetimi ise 24 Ağustos’ta başlattığı “Operation Economic Outcast” kapsamında İran’ın petrol gelirlerinden nükleer ve füze programlarına, siber faaliyetlerden uluslararası finans bağlantılarına kadar geniş bir ağı hedef almaya başladı.
Malley: İran’ın teslim olma ihtimali çok düşük
Trump yönetiminin yeni ekonomik stratejisini değerlendiren Robert Malley, İran’ın hayati ve müzakere edilemez gördüğü konularda daha fazla baskı altında geri adım atacağı beklentisine karşı çıktı.
Malley şu ifadeleri kullandı:
“Daha fazla baskı, İran'ı hayati ve müzakere edilemez olarak gördüğü duruşundan vazgeçmeye ve teslim olmaya zorlayabilir mi? Neredeyse kesinlikle hayır; Tahran'ın misilleme yapma olasılığı, teslim olma olasılığından daha yüksektir.”
Malley’nin değerlendirmesi, İran’ın uzun yıllardır ağır ekonomik yaptırımlar altında bulunmasına rağmen Washington’ın istediği kapsamda bir siyasi dönüşüm gerçekleştirmediğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
’ın analizlerinde de ABD’nin önceki “maksimum baskı” politikalarının İran ekonomisine önemli zarar vermesine rağmen Tahran’ın nükleer ve bölgesel politikalarında Washington’ın istediği sonucu üretmediğine dikkat çekiliyor.
“Askeri tırmanışa yol açabilir”
Malley’nin asıl uyarısı ise yaptırımların askeri sonuçlarına ilişkin oldu.
Eski ABD İran Özel Temsilcisi, ekonomik baskının İran yönetimini köşeye sıkıştırması halinde Tahran’ın karşılık verme yolunu tercih edebileceğini savundu.
Malley şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu durum, doğası gereği, tam da D-Day yaptırımlarının önlemesi gereken askeri tırmanışa yol açabilir.”
Bu risk bölgeyi yakından takip eden uzmanların değerlendirmelerinde de öne çıkıyor. ABD’nin yaptırımları daha etkili biçimde uygulaması halinde İran’ın Körfez’deki enerji altyapısı veya deniz taşımacılığı üzerinden karşılık verme ihtimalinin artabileceği belirtiliyor.
ABD “Operation Economic Outcast”ı başlattı
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamayla Trump yönetiminin İran’a karşı yeni ekonomik kampanyasını resmen duyurdu.
ABD Hazine Bakanlığı, operasyonun adını “Operation Economic Outcast” olarak açıklarken kampanyanın İran’ın ekonomik bağlantılarını mümkün olduğunca sınırlamayı hedeflediğini bildirdi.
Bessent, yeni dönemde yalnızca İran içerisindeki kurumların değil, Tahran’ın uluslararası ticaret ve finans ağlarına destek veren üçüncü ülkelerdeki kişi ve şirketlerin de yaptırım riskiyle karşılaşacağını belirtti.
60’tan fazla hedef yaptırım listesine alındı
Washington’ın ilk adımında 60’tan fazla kişi, kuruluş ve gemi yaptırım kapsamına alındı.
ABD Hazine Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklanan tedbirler; İran’ın balistik füze ve nükleer programları, silah tedarik ağları, petrol ticareti ve siber faaliyetleriyle bağlantılı olduğu öne sürülen kişi ve kuruluşları hedef alıyor.
Yaptırımlar kapsamında İran’ın petrol satışlarında kullanılan bazı aracı şirketler ve finansal ağların yanı sıra “gölge filo” içerisinde değerlendirilen tankerler de ABD’nin yaptırım listesine eklendi.
Washington ayrıca dijital varlıklar, teknoloji, altın, havacılık ve deniz taşımacılığı gibi sektörlerde İran’la gerçekleştirilen işlemlere yönelik yaptırım riskini genişletti.
İran’la ticaret yapan ülkelere de yaptırım tehdidi
Trump yönetiminin yeni stratejisinin en önemli ayağını ikincil yaptırımlar oluşturuyor.
ABD, İran’la ekonomik ilişkilerini sürdüren ülke ve şirketlere belirli faaliyetleri sonlandırmaları için süre verileceğini açıkladı. Washington’ın taleplerine uymayan kuruluşların Amerikan finans sistemine erişimlerinin kısıtlanması gündemde.
Bessent, yaptırımların hangi ülkelere ne zaman uygulanacağı konusunda ayrıntı vermedi ancak hiçbir ülkenin otomatik olarak muaf tutulmayacağını söyledi.
Bu politika özellikle İran’ın en önemli petrol müşterilerinden Çin açısından kritik görülüyor. Washington’ın büyük Çin bankaları veya enerji kuruluşlarına ikincil yaptırım uygulaması halinde ABD-Çin ekonomik ilişkilerinde de ciddi gerilim yaşanabileceği değerlendiriliyor.
Washington’ın hedefi İran’ın ekonomik bağlantılarını kesmek
ABD yönetimi yeni kampanyayla İran’ın petrol ve dış ticaretten elde ettiği gelirleri azaltmanın yanı sıra küresel finans sistemiyle bağlantısını daha fazla sınırlamayı amaçlıyor.
Bessent, ekonomik baskının Tahran’ı Washington’ın şartları doğrultusunda müzakereye zorlayabileceğini savunuyor.
Ancak Robert Malley, geçmiş deneyimlerin bunun tam tersine sonuç verebileceği görüşünde. Malley’ye göre İran yönetimi hayati gördüğü konularda geri adım atmak yerine ekonomik maliyeti göze alabilir ve artan baskıya farklı araçlarla karşılık verebilir.
İran da geri adım atmayacağı mesajını veriyor
Tahran yönetiminden son günlerde gelen açıklamalar da Malley’nin dikkat çektiği bu ihtimali güçlendiren bir siyasi söylem ortaya koyuyor.
İranlı yetkililer ABD’nin yeni yaptırımlarını reddederken, ekonomik ve fiziksel altyapısına yönelik tehditlerin devam etmesi halinde karşılık verileceğini açıkladı. Tahran aynı zamanda yaptırımların kaldırılmasını olası yeni görüşmelerin temel koşullarından biri olarak göstermeye devam ediyor.
Bu nedenle ABD’nin yeni ekonomik kampanyasının İran’ı müzakere masasına mı yaklaştıracağı yoksa askeri ve ekonomik gerilimi daha da mı artıracağı, Washington-Tahran hattındaki en kritik sorulardan biri haline geldi.
Robert Malley’nin değerlendirmesi ise Trump yönetiminin “askeri müdahaleye gerek kalmadan ekonomik baskıyla sonuç alma” stratejisinin ters etki yaratabileceği yönündeki en dikkat çekici uyarılardan biri oldu.









