Bursada Biz | Bursa'dan Güncel Haberler
İSTANBULAkşam 00:00
ALTIN Dolar

İran siber savaşta ABD’yi dize getiriyor

İran’ın ABD askerlerini telefon verileri üzerinden izlemeye yönelik girişimleri, siber istihbaratın füze ve İHA saldırılarıyla nasıl birleşebileceğine dair yeni bir tartışma başlattı.

GİRİŞ 14.08.2026 16:49
17 gösterim
6 dk okuma
Fotoğraf: İran siber savaşta ABD’yi dize getiriyor
f𝕏
🔊Haberi Dinle0:00 / 5:48

Washington uzun yıllardır İran kaynaklı siber faaliyetleri casusluk, veri hırsızlığı, sabotaj ve dezenformasyon tehdidi üzerinden değerlendiriyordu. Ancak 2026’daki ABD-İran çatışması, siber operasyonlarla sahadaki askeri harekât arasındaki sınırın giderek ortadan kalktığını gösteren yeni örnekleri gündeme taşıdı.

Temmuz ayında ortaya çıkan telekomünikasyon verileri, İran bağlantılı aktörlerin Orta Doğu’da görev yapan ABD askeri personeli ve yüklenicilerinin cep telefonlarının konumlarını belirlemek amacıyla mobil iletişim altyapısını hedeflediğini ortaya koydu. Financial Times'ın Mobile Surveillance Monitor verileri ve konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı haberine göre, girişimlerde küresel telefon sisteminin eski fakat halen kullanılan parçalarından biri olan SS7 protokolünden yararlanıldı.

SS7 üzerinden Amerikan askerlerinin telefonları izlenmeye çalışıldı

SS7, farklı ülkelerdeki mobil operatörlerin telefon görüşmeleri, mesajlar ve dolaşım hizmetlerini birbirine bağlayabilmesini sağlayan bir sinyalizasyon sistemi.

Sistemin yıllardır bilinen güvenlik açıkları, gerekli ağ erişimine sahip kötü niyetli aktörlerin bir cep telefonunun yaklaşık konumuna ilişkin sorgular gönderebilmesine olanak tanıyabiliyor.

Temmuz ayında yayımlanan verilere göre Orta Doğu’daki telekomünikasyon ağları, belirli telefonların konumunu belirlemeye yönelik çok sayıda SS7 sorgusunu engelledi. Siber güvenlik uzmanları, hareketlerin koordineli bir takip girişimine işaret ettiğini değerlendirdi.

İran’ın bu yöntemle Irak, Bahreyn ve bölgedeki diğer ülkelerde ABD personeliyle bağlantılı cihazların konumlarını belirlemeye çalıştığı bildirildi.

Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor: Açık kaynaklardaki veriler, her SS7 sorgusunun başarıyla sonuçlandığını veya elde edilen her konum bilgisinin doğrudan bir füze sistemine otomatik olarak aktarıldığını kanıtlamıyor. Buna karşılık ABD’li ve bağımsız güvenlik uzmanları, bu tür verilerin askeri hedef belirleme sürecine katkı sağlayabilecek istihbarat üretmek için kullanılabileceğini değerlendiriyor.

Siber istihbarat sahadaki saldırılarla birleşiyor

İran’ın yaklaşımındaki dikkat çekici değişim yalnızca cep telefonu takibiyle sınırlı değil.

Washington merkezli düşünce kuruluşu CSIS’in Ağustos 2026’da yayımladığı değerlendirmeye göre İran’ın siber faaliyetleri, savaşın başlamasının ardından doğrudan askeri hedefleri destekleyecek şekilde yeniden şekillendi. CSIS, SS7 üzerinden toplanan konum bilgilerinin ABD askerlerinin yerlerinin belirlenmesine ve kinetik saldırıların hedeflenmesine yardımcı olduğunu aktardı.

İran bağlantılı aktörlerin ayrıca çeşitli ülkelerdeki güvenlik kameralarını hedeflediği; bu görüntülerin hem olası hedeflerin belirlenmesinde hem de saldırıların ardından meydana gelen hasarın değerlendirilmesinde kullanılmaya çalışıldığı bildirildi.

Bu tablo, klasik anlamdaki “bir sistemi hacklemek ve elde edilen bilgileri yayımlamak” anlayışından farklı bir savaş modeline işaret ediyor.

Ele geçirilen veya açık kaynaklardan toplanan dijital veriler artık keşif, hedef belirleme ve saldırı sonrası hasar değerlendirmesi gibi askeri süreçlerin bir parçasına dönüşebiliyor.

Pentagon cep telefonlarının oluşturduğu riski kabul etti

Tehdidin boyutu ABD ordusunun aldığı önlemlere de yansıdı.

CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper, temmuz sonunda ABD askerlerine gönderdiği mesajda personelin cep telefonu görüntülerinin ve sosyal medyada yayımlanan içeriklerin İran’a Amerikan üslerine yönelik saldırıların sonuçları hakkında bilgi sağlayabileceği uyarısında bulundu.

Cooper’ın uyarısının ardından Orta Doğu’da görev yapan bazı ABD askerlerinin cep telefonlarına yönelik daha sıkı kısıtlamalar uygulanmasının değerlendirildiği bildirildi.

Özellikle Ürdün’de görev yapan bazı personele telefonlarının geçici olarak alınabileceğinin söylendiği Reuters tarafından aktarıldı.

Bu önlemlerin temelinde yalnızca telefonların hacklenmesi riski bulunmuyor. Konum bilgileri, sosyal medya görüntüleri, akıllı gözlük kayıtları, reklam teknolojileri ve ticari olarak satılan konum verileri de askeri istihbarat açısından kullanılabilecek bilgiler üretebiliyor.

Meta gözlükle çekilen görüntü bile istihbarata dönüşebiliyor

ABD ordusunun endişesini artıran olaylardan biri temmuz ayında Ürdün’de yaşandı.

İran’ın Muwaffaq Salti Hava Üssü’ne gerçekleştirdiği saldırı sırasında bir Amerikan askerinin Meta akıllı gözlüğüyle kaydettiği görüntüler sosyal medyada yayımlandı. Görüntülerde askerlerin füze ve İHA saldırısı sırasında hangi noktaya sığındığı görülebiliyordu.

CENTCOM Komutanı Cooper, bu tür içeriklerin İran’a saldırının isabet edip etmediği konusunda ücretsiz ve hızlı bir savaş hasar değerlendirmesi sağladığı uyarısında bulundu.

ABD ordusuna göre bir saldırının hedefi 50 metreyle kaçırıp kaçırmadığı, boş bir piste mi yoksa kritik bir tesise mi isabet ettiği gibi bilgilerin kamuya açık görüntülerden anlaşılması, sonraki saldırıların daha hassas planlanmasına yardımcı olabilir.

İran’ın siber faaliyetlerinde Rusya bağlantısı da gündemde

Siber savaşın askeri operasyonlarla birleştiğine ilişkin tartışmalarda Rusya da gündeme geldi.

Reuters’ın nisan ayında incelediği Ukrayna istihbarat değerlendirmesine göre Rusya’nın İran’a Orta Doğu’daki askeri tesislere ilişkin uydu görüntüleri ve bazı siber destekler sağladığı ileri sürüldü. Batılı ve bölgesel güvenlik kaynakları da Rus uydu faaliyetlerinde artış yaşandığını ve İran’la görüntü paylaşımı yapıldığına ilişkin istihbarat bulunduğunu aktardı.

Söz konusu değerlendirmede bazı Amerikan askeri tesislerinin Rus uyduları tarafından görüntülenmesinden kısa süre sonra İran füzeleri ve İHA’ları tarafından hedef alındığı belirtildi.

Rusya ve İran’ın bazı siber gruplarının da ortak veya paralel operasyonlar yürüttüklerine ilişkin işaretler bulunduğu kaydedildi. Moskova ve Tahran ise bu iddiaların tamamını doğrulamış değil.

Yeni savaş modeli: Dijital bilgi fiziksel hedefe dönüşüyor

Gelişmeler askeri çevrelerde siber operasyon ile kinetik saldırı arasındaki ilişkinin yeniden değerlendirilmesine neden oluyor.

Geleneksel siber casuslukta temel amaç bilgi toplamak, sistemlere erişmek veya verileri çalmakken, yeni modelde dijital erişimin değeri sahadaki etkisiyle ölçülüyor.

Bir cep telefonunun yaklaşık konumu, bir güvenlik kamerasındaki görüntü veya sosyal medyada yayımlanan birkaç saniyelik video; başka istihbarat kaynaklarıyla birleştirildiğinde bir askeri hedef hakkında önemli ipuçları sağlayabiliyor.

İran’ın son dönemdeki uygulamaları da bu nedenle “siber-ateş gücü entegrasyonu” olarak tanımlanabilecek daha geniş bir dönüşümün örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. CSIS, İran’ın siber casusluk kapasitesini savaş hedefleriyle daha doğrudan uyumlu hale getirdiği değerlendirmesinde bulunuyor.

ABD açısından sorun yalnızca siber güvenlik değil

Pentagon açısından ortaya çıkan risk, yalnızca askeri bilgisayar ağlarının korunmasından ibaret değil.

Modern bir savaş alanında askerin kişisel telefonu, akıllı saati, uygulamalardan yayılan konum bilgileri, sosyal medya hesabı veya çevredeki ticari güvenlik kameraları farkında olunmadan istihbarat sensörüne dönüşebiliyor.

Bu nedenle füze savunma sistemlerinin güçlendirilmesi tek başına yeterli olmayabiliyor. Personelin dijital izlerinin azaltılması, ticari konum verilerinin kontrol edilmesi, telekomünikasyon altyapısındaki eski güvenlik açıklarının kapatılması ve saldırı sonrası bilgilerin kamuya açıklanma biçimi de askeri güvenliğin parçası haline geliyor.

2026’daki ABD-İran çatışmasının ortaya çıkardığı yeni tablo, siber alanın artık fiziksel savaşın yanındaki ayrı bir cephe olmaktan çıkıp doğrudan hedefleme zincirinin içine girebildiğini gösteriyor.

Ancak mevcut açık kaynak bilgiler, İran’ın tüm bu verileri gerçek zamanlı ve tamamen otomatik biçimde füze veya İHA sistemlerine aktardığını kesin olarak ortaya koymuyor. Doğrulanabilen nokta; İran bağlantılı aktörlerin ABD personelini dijital yöntemlerle takip etmeye çalıştığı, bu istihbaratın saldırıları destekleyebileceği ve ABD ordusunun söz konusu tehdidi ciddi bir operasyonel güvenlik problemi olarak gördüğü.

Bu habere tepkiniz:

En fazla 3 ifade bırakabilirsiniz
Paylaş:f𝕏
Bu Haberleri de Okuyun

Farklı kategorilerden son eklenen güncel haberler

Teknoloji kategorisinden diğer başlıklar

Bulunduğunuz haberin kategorisinden güncel başlıklar

Başsavcılıktan 'Küçük trans çocuklara örnek olacağız' paylaşımlarına soruşturma
Teknoloji

Başsavcılıktan 'Küçük trans çocuklara örnek olacağız' paylaşımlarına soruşturma

13.08.2026 · 03:52

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medyada yayımlanan “Küçük trans çocuklara örnek olacağız” ifadelerinin yer aldığı video hakkında soruşturma başlattı.

Bakan Kacır: Türkiye uzaya bağımsız erişecek
Teknoloji

Bakan Kacır: Türkiye uzaya bağımsız erişecek

13.08.2026 · 00:07

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yarın TÜBİTAK tarafından açılacak çağrıyla artık sadece ulusal gökyüzü gözlem etkinliklerini değil, Türkiye'nin dört bir yanında

OpenAI itiraf etti! Yapay zeka testi güvenlik ihlaline yol açtı
Teknoloji

OpenAI itiraf etti! Yapay zeka testi güvenlik ihlaline yol açtı

23.07.2026 · 05:58

OpenAI, siber güvenlik testleri sırasında kullanılan yapay zeka modellerinin Hugging Face altyapısında güvenlik ihlaline yol açtığını açıkladı. Şirket, olayı "benzeri görülmemiş" bir siber güvenlik vakası olarak değerlendirdiklerini duyurdu. Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında ha

Yarının Köyleri yapay zeka eğitimleri
Teknoloji

Yarının Köyleri yapay zeka eğitimleri

22.07.2026 · 16:00

Trendyol ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) iş birliğinde yürütülen Yarının Köyleri Projesi kapsamında kooperatif, üretici ve işletmelere yönelik "Yapay Zekâ ile Ürün Geliştirme ve Satışa Hazırlama" eğitimleri İzmir'de başladı. Eğitimler ağustos ve eylül ayları boyunca Yarının Köyleri p

Müşteri geri bildirimlerine AI analizi
Teknoloji

Müşteri geri bildirimlerine AI analizi

22.07.2026 · 14:55

Burgan Bank'ın dijital bankacılık platformu ON Dijital, müşteri geri bildirimlerini yapay zeka desteğiyle gerçek zamanlı analiz eden "Feedback Radar 360" platformunu hayata geçirdi. Bankadan yapılan açıklamaya göre, aylık 15 binden fazla müşteri yorumunu işleyen ve tamamen kurum içi kaynaklarla geli

Yazılım güncellemesi yolda
Teknoloji

Yazılım güncellemesi yolda

22.07.2026 · 13:50

Samsung’un yeni amiral gemisi Galaxy S26 Ultra'nın lansmanının hemen ardından, kullanıcılar arasında ekranda kırmızımsı/macenta renk kayması yaşandığına dair şikayetler hızla yayılmaya başlamıştı. Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. İlk etapta cihazda kullanılan ye

Sonraki Haber

Op. Dr. Servet Yetgin’den önemli uyarı: “Ailede kanser öyküsü varsa şikâyet olmasını beklemeyin”

Hayat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Servet Yetgin, ailesinde mide veya bağırsak kanseri bulunan kişilerin şikâyet beklemeden risk değerlendirmesi yaptırmasının önemine dikkat çekti.

GİRİŞ 14.08.2026 19:01
1 gösterim
5 dk okuma
Fotoğraf: Op. Dr. Servet Yetgin’den önemli uyarı “Ailede kanser öyküsü varsa şikâyet olmasını beklemeyin”
f𝕏
🔊Haberi Dinle0:00 / 5:03

Hayat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Servet Yetgin, ailesinde mide veya bağırsak kanseri bulunan kişilerin şikâyet beklemeden risk değerlendirmesi yaptırmasının önemine dikkat çekti.

Mide ve bağırsak kanserlerinde erken tanı, tedavi sürecinin en önemli unsurlarından biri olmaya devam ediyor. Özellikle anne, baba veya kardeş gibi birinci derece yakınlarında mide ya da kolorektal kanser öyküsü bulunan kişilerin, herhangi bir şikâyeti olmasa bile kişisel risklerinin hekim tarafından değerlendirilmesi önem taşıyor.

Hayat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Servet Yetgin, aile öyküsünün tek başına kişinin kansere yakalanacağı anlamına gelmediğini ancak tarama ve takip planı oluşturulurken dikkate alınması gereken önemli risk göstergelerinden biri olduğunu söyledi.

Bilimsel kaynaklar da birinci derece yakınında kolorektal kanser bulunan kişilerde riskin arttığını gösteriyor. Amerikan Kanser Derneği, aile öyküsü olan kişilerin standart risk grubundan farklı değerlendirilmesi gerekebileceğini belirtirken, Amerikan Gastroenteroloji Koleji de bazı kişilerde daha erken ve daha sık kolonoskopi yapılmasının gündeme gelebileceğini ifade ediyor.

Mide ve bağırsak kanserleri belirti vermeden ilerleyebilir

Op. Dr. Servet Yetgin, mide ve bağırsak kanserlerinin bazı hastalarda erken dönemde belirgin yakınmalara yol açmadan ilerleyebileceğine dikkat çekti.

Bu nedenle değerlendirme yapılırken yalnızca mevcut şikâyetlere değil; kişinin yaşı, aile öyküsü, daha önce geçirdiği hastalıklar ve diğer risk faktörlerine birlikte bakılması gerektiğini ifade etti.

AİLEDE KANSER ÖYKÜSÜ VARSA, ŞİKAYET OLMASINI BEKLEMEYİN
AİLEDE KANSER ÖYKÜSÜ VARSA, ŞİKAYET OLMASINI BEKLEMEYİN

Mide kanseri açısından da aile öyküsü bilinen risk faktörleri arasında yer alıyor. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü, ailede mide kanseri bulunmasını hastalık riskini artırabilecek unsurlardan biri olarak gösteriyor.

“Aile öyküsü bizim için önemli bir veridir”

Özellikle birinci derece yakınlarda görülen kanserlerin hekime mutlaka bildirilmesi gerektiğini vurgulayan Yetgin, şu ifadeleri kullandı:

“Ailede kanser öyküsünün bulunması, kişinin mutlaka kansere yakalanacağı anlamına gelmez. Ancak risk değerlendirmesinde bizim için önemli bir veridir. Özellikle anne, baba veya kardeş gibi birinci derece yakınlarda mide ya da bağırsak kanseri öyküsü varsa, kişinin standart tarama yaklaşımından farklı ve daha erken bir değerlendirmeye ihtiyaç duyup duymadığı hekim tarafından belirlenmelidir”

Bu nedenle ailede kanser öyküsü bulunan kişilerin tarama zamanlamasını kendi başına belirlemek yerine bir hekimle birlikte kişisel risk profili oluşturması önem taşıyor.

Kolonoskopi erken tanının yanında koruyucu rol de üstlenebiliyor

Kolorektal kanserlerin önemli bir bölümü, bağırsak içerisinde zamanla gelişen bazı poliplerden kaynaklanabiliyor.

Kolonoskopi sırasında kalın bağırsak doğrudan incelenirken uygun görülen poliplerin aynı işlem sırasında çıkarılabilmesi mümkün olabiliyor. Bu özellik, kolonoskopiyi yalnızca kanserin erken tespiti açısından değil, bazı kanser öncüsü oluşumların ortadan kaldırılması açısından da önemli hale getiriyor.

Amerikan Kanser Derneğine göre kolorektal kanserlerin büyük bölümü adenokarsinomlardan oluşuyor ve bazı kolorektal kanserler zaman içinde poliplerden gelişebiliyor. Ortalama risk grubundaki yetişkinler için taramanın 45 yaşında başlaması önerilirken, aile veya kişisel öykü nedeniyle yüksek risk taşıyan kişilerde yaklaşım değişebiliyor.

“Henüz kansere dönüşmemiş bazı polipler çıkarılabilir”

Op. Dr. Servet Yetgin, kolonoskopinin sağladığı avantajı şöyle anlattı:

“Kolonoskopinin en önemli avantajlarından biri, henüz kansere dönüşmemiş bazı poliplerin tespit edilerek çıkarılabilmesidir. Bu nedenle özellikle risk grubundaki bireylerde tarama zamanlamasının doğru belirlenmesi son derece önemlidir. Üst gastrointestinal endoskopi ise yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağının doğrudan görüntülenmesine olanak sağlıyor. Hekimin gerekli görmesi halinde şüpheli alanlardan biyopsi alınarak patolojik inceleme yapılabiliyor. Özellikle ailede mide kanseri öyküsü bulunan kişilerde risk faktörlerinin değerlendirilmesi, uzun süren mide şikâyetleri, açıklanamayan kilo kaybı, yutma güçlüğü, kansızlık, dışkıda kan veya siyah renkli dışkılama gibi belirtilerin bulunması durumunda hekime başvurunun geciktirilmemesi gerekiyor”

Yetgin, her kişiye aynı tarama yönteminin veya aynı zamanlamanın uygulanamayacağının altını çizerek, yapılacak incelemelerin kişisel risk değerlendirmesine göre planlanması gerektiğini belirtti.

“Şikâyetim yok” diyerek kontroller ertelenmemeli

Kanserle mücadelede kişinin taşıdığı riskin zamanında fark edilmesinin büyük önem taşıdığını belirten Yetgin, özellikle ailesinde mide veya bağırsak kanseri bulunanların kontrollerini ertelememesi gerektiğini vurguladı.

Yetgin şöyle konuştu:

“Özellikle ailesinde mide veya bağırsak kanseri bulunan kişilerin ‘Benim herhangi bir şikâyetim yok’ diyerek kontrollerini ertelememesi gerekir. Burada amaç herkese aynı işlemi uygulamak değil; kişinin yaşını, aile öyküsünü ve diğer risk faktörlerini değerlendirerek doğru zamanda doğru incelemeyi planlamaktır. Erken evrede tespit edilen hastalıklarda tedavi seçenekleri ve başarı şansı önemli ölçüde artabilmektedir.”

Aile öyküsüne dayalı değerlendirmelerde yalnızca kanserin hangi yakın akrabada görüldüğü değil, tanının hangi yaşta konulduğu ve ailede kaç kişide görüldüğü de önem taşıyabiliyor. Amerikan Kanser Derneği, özellikle genç yaşta tanı alan birinci derece yakınların veya birden fazla etkilenen yakının bulunmasının riski artırabileceğini belirtiyor.

Bu belirtiler göz ardı edilmemeli

Uzun süren veya tekrarlayan karın ağrısı, bağırsak alışkanlıklarında belirgin değişiklikler, dışkıda kan, nedeni açıklanamayan kansızlık, istemsiz kilo kaybı, iştahsızlık, devam eden şişkinlik ve hazımsızlık ile yutma güçlüğü gibi yakınmaların önemsenmesi gerektiğini belirten Yetgin, bu belirtilerin tek başına kanser tanısı anlamına gelmediğini hatırlattı.

Ancak özellikle aile öyküsü bulunan kişilerde bu tür yakınmalar ortaya çıktığında hekim değerlendirmesinin geciktirilmemesi gerektiğini ifade etti.

“Aile öykümüzü değiştiremeyiz ancak riskimizi bilerek hareket edebiliriz”

Op. Dr. Servet Yetgin, erken tanıda bilinçli takibin önemine dikkat çekerek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Aile öykümüzü değiştiremeyiz ancak riskimizi bilerek hareket edebiliriz. Düzenli hekim kontrolleri, kişiye uygun tarama programları ve gerekli durumlarda endoskopi ile kolonoskopi gibi yöntemlerden yararlanılması, mide ve bağırsak kanserlerinin erken tanısında önemli bir avantaj sağlayabilir”

Uzmanların ortak yaklaşımı da taramanın kişiye göre planlanması gerektiği yönünde. Özellikle güçlü aile öyküsü bulunan kişilerde daha erken kolorektal kanser taraması veya genetik değerlendirme gerekip gerekmediğine hekim tarafından karar verilmesi öneriliyor.

EDITÖR

Haber Merkezi