İran Devrim Muhafızları Ordusu, küresel enerji ticaretinin en önemli geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğine ilişkin yeni bir uyarıda bulundu. Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, İran'ın belirlediği geçiş kurallarına uymayan gemilerin deniz mayınlarıyla karşılaşabileceğini söyledi.
İran basınında yer alan açıklamalara göre Muhibbi, Hürmüz Boğazı'nın tamamen Devrim Muhafızları Donanması'nın kontrolünde olduğunu öne sürdü. Gemilerin Tahran yönetiminin belirlediği kurallara uygun hareket etmesi gerektiğini savunan Muhibbi, uyarısını “Mayınlar bekliyor” sözleriyle dile getirdi.
İran Devrim Muhafızlarından Hürmüz Boğazı'na mayın uyarısı
Hüseyin Muhibbi, boğazdaki alternatif güzergâhları kullanacak gemilerin karşılaşabileceği tehlikelere dikkat çekti. İran'ın geçiş düzenlemelerine uymayan ve belirlenen kuralların dışına çıkan gemilerin mayınlara çarpabileceğini ileri sürdü.
Muhibbi, “Mayınlar bekliyor” ifadesini kullanarak İran'ın geçiş kurallarına uymayan gemilere yönelik sert bir mesaj verdi.
İranlı sözcünün açıklaması, Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol iddiasını ve deniz trafiğine ilişkin kendi belirlediği koşulları uygulama kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.
Hürmüz Boğazı'nda tanker yangınları ve mayın iddiası
Boğaz çevresindeki güvenlik endişelerini artıran gelişmelerin başında petrol tankerlerinde yaşanan olaylar geliyor.
İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları (UKMTO), 8 Kasım'da Umman'ın Khasab bölgesinin kuzeybatısında bir tankerin alev aldığını ve mürettebatın tahliye edildiğini bildirdi. Aynı gün Hürmüz Boğazı'ndan çıkış yapan başka bir tankerin ise kimliği belirlenemeyen bir cisimle vurulduğuna ilişkin ihbar alındı. UKMTO, ikinci olayda mürettebatın güvende olduğunu ve yetkililerin inceleme başlattığını duyurdu.
İran Devrim Muhafızları Donanması ise iki petrol tankerinin Hürmüz Boğazı'nda izinsiz güzergâh kullandıkları sırada deniz mayınlarına çarptığını ileri sürdü. İran tarafı, gemilerin belirlenen geçiş kurallarına uymadığını savundu.
Ancak UKMTO'nun bildirdiği tanker olaylarıyla İran'ın mayın iddialarının aynı gemilere ilişkin olup olmadığı ve yangınların kesin nedeni bağımsız olarak doğrulanmış değil. UKMTO, olaylara ilişkin açıklamalarında gemilerin kimliği ve hasarın nedeni konusunda kesin bir tespit paylaşmadı.
ABD-İran geriliminde Hürmüz Boğazı neden kritik?
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi ve Hint Okyanusu'na bağlayan stratejik bir deniz geçidi. Körfez ülkelerinden dünya pazarlarına gönderilen petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın önemli bir bölümü bu güzergâhtan taşınıyor.
Bu nedenle boğazdaki güvenlik sorunları yalnızca bölgedeki gemi trafiğini etkilemiyor. Deniz taşımacılığındaki aksaklıklar uluslararası petrol fiyatları, sigorta maliyetleri ve küresel enerji tedarik zincirleri üzerinde de baskı oluşturabiliyor.
Hürmüz Boğazı'nda mayın tehlikesinin gündeme gelmesi, ticari gemilerin güvenli geçişi açısından riskleri artırırken enerji piyasalarında da yakından takip ediliyor.
Hürmüz Boğazı'nda ateşkes süreci neden çıkmaza girdi?
Bölgede yaşanan gerilimin arka planında, ABD ve İsrail'in 28 Şubat 2026'da İran'a yönelik başlattığı saldırılar bulunuyor. Saldırıların ardından Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği ciddi ölçüde sekteye uğradı.
İran, savaş sürecinde Körfez ülkelerinde ABD ve İsrail ile bağlantılı olduğunu belirttiği hedeflere yönelik saldırılar düzenledi. Taraflar arasında daha sonra ateşkes sağlanmasına yönelik diplomatik girişimler başladı.
17 Haziran 2026'da Washington ile Tahran arasında imzalandığı bildirilen İslamabad Mutabakatı kapsamında askerî saldırıların durdurulması ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden deniz trafiğine açılması hedeflendi. Ancak anlaşmanın uygulanması ve gemilerin geçiş koşulları konusunda yaşanan anlaşmazlıklar sürecin ilerlemesini zorlaştırdı.
Temmuz ayında çatışmaların yeniden başladığı, ABD'nin 8 Temmuz'daki saldırılarının ardından İran'ın 12 Temmuz'da boğazı yeniden kapattığını duyurduğu bildirildi.
Son mayın uyarısı ve tanker olayları, Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer güvenliği konusunda taraflar arasındaki anlaşmazlığın sürdüğünü gösteriyor. Bölgedeki gelişmeler, hem uluslararası deniz taşımacılığı hem de küresel enerji piyasaları açısından yakından izleniyor.