Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Orta Doğu’daki yeni güvenlik yapılanmasından Gazze ve Suriye’ye, Hürmüz Boğazı’ndan F-35 savaş uçaklarına kadar birçok konuda dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Erdoğan, El Cezire’de 16 Ağustos Pazar akşamı yayımlanacak “Al Muqabala/Mülakat” programı için verdiği özel röportajda, Türkiye’nin kısa süre önce Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na Mısır’ın katılmasının mümkün olduğunu ifade etti. Anlaşmanın gelecekte başka ülkelere de açık olabileceğini belirtti.
Mısır için kapı açık
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta Mekke’de imzalanan ortak savunma anlaşması, üç ülkenin güvenlik ve askeri iş birliğini daha kurumsal hale getirmeyi amaçlıyor.
Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanan anlaşmaya göre, taraflardan herhangi birine yönelik dış silahlı saldırı diğer ülkelere yönelik saldırı olarak değerlendirilecek.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır’ın anlaşmaya dahil olma ihtimalini değerlendirirken, Kahire’nin katılımını “mümkün” olarak nitelendirdi.
Erdoğan, anlaşmanın taşıdığı siyasi ve stratejik anlamı da vurgulayarak bunun “dünyaya önemli bir mesaj” gönderdiğini söyledi.
Ortak savunma mekanizmaları kurulacak
Mekke Anlaşması yalnızca olası saldırı durumunda karşılıklı dayanışmayı değil, üç ülke arasında daha kapsamlı askeri koordinasyonu da öngörüyor.
Milli Savunma Bakanlığı tarafından açıklanan çerçeveye göre savunma ve dışişleri bakanları ile genelkurmay başkanları ve silahlı kuvvetler komutanlarının dahil olacağı stratejik siyasi ve askeri mekanizmalar kurulması planlanıyor.
Üç ülke arasında ortak askeri tatbikatların artırılması ve savunma sanayisindeki iş birliğinin geliştirilmesi de anlaşmanın öne çıkan unsurları arasında yer alıyor.
Erdoğan’dan Hürmüz Boğazı mesajı
Röportajın önemli başlıklarından biri de Hürmüz Boğazı’nda devam eden kriz oldu.
Erdoğan, Türkiye açısından boğazın yeniden ticari deniz trafiğine açılmasının öncelikli konular arasında bulunduğunu belirtti. Hürmüz’ün kapalı kalmasının hiçbir tarafın yararına olmadığını vurgulayan Erdoğan, bölgedeki gerilimin diplomatik yollarla azaltılması gerektiği mesajını verdi.
Cumhurbaşkanı, Katar’ın bölgedeki çatışmaların sona erdirilmesine yönelik arabuluculuk girişimlerinde önemli rol oynadığını da ifade etti.
“Türkiye Gazze’yi yalnız bırakamaz”
Erdoğan, Gazze konusundaki Türkiye’nin tutumunun değişmeyeceğini söyledi.
“Türkiye Gazze’yi yalnız bırakamaz ve Gazze’yi desteklemek için gereken her şeyi yapacağız”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hamas’ın üstlendiği yükümlülükleri samimiyetle yerine getirdiğini savunurken İsrail’in savaşı sürdürdüğünü söyledi.
Türkiye’nin Gazze’ye yönelik desteğinin devam edeceğini belirten Erdoğan, bölgedeki insani ve siyasi gelişmeleri yakından takip ettiklerini dile getirdi.
Erdoğan Suriye’ye gidecek
Suriye konusunda da önemli açıklamalarda bulunan Erdoğan, Türkiye’nin Suriye’yi yalnız bırakmayacağını söyledi.
Ankara’nın ülkenin istikrarının sağlanması için elinden gelen desteği vereceğini belirten Erdoğan, önümüzdeki dönemde Suriye’yi ziyaret etmeyi planladığını açıkladı.
Erdoğan ayrıca Suriye’deki Kürtlerin barış ve istikrardan paylarını alacağını, Türkiye’nin bölgedeki Kürt topluluklarıyla ilişkilerini geliştirmeyi ve haklarını korumayı sürdüreceğini söyledi.
Lübnan’daki İsrail saldırıları Türkiye’yi endişelendiriyor
Lübnan’a yönelik İsrail saldırılarının devam etmesini Türkiye açısından ciddi bir endişe kaynağı olarak değerlendiren Erdoğan, savaşın sona erdirilmesi gerektiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı, ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye gerçekleştirdiği son ziyarette Lübnan’daki çatışmaların durdurulmasını kendisiyle görüştüğünü ve Washington’ın savaşın sona ermesinde önemli rol oynayabileceğini söyledi.
Sudan ve Libya’ya destek mesajı
Erdoğan röportajında Sudan ve Libya’ya ilişkin Türkiye’nin politikasını da değerlendirdi.
Türkiye’nin Sudan’a desteğini sürdüreceğini belirten Cumhurbaşkanı, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdülfettah el-Burhan ile ilişkilerinin iyi olduğunu ifade etti.
Libya ile Türkiye arasındaki ilişkileri ise “istikrarlı” olarak değerlendiren Erdoğan, Türkiye’nin Libya’yı da yalnız bırakmayacağını söyledi.
Erdoğan’dan Avrupa Birliği çıkışı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin uzun yıllardır devam eden Avrupa Birliği üyelik sürecine ilişkin de dikkat çeken mesajlar verdi.
Avrupa’nın Türkiye’yi AB’ye kabul etmeye istekli görünmediğini belirten Erdoğan, Avrupa Birliği üyeliğinin artık Türkiye açısından bir öncelik olmadığını söyledi.
Erdoğan, Türkiye’nin üyeliğinin gerçekleşmemesi halinde kaybeden tarafın Avrupa olacağını savundu.
F-35 açıklaması: Trump’ın sözünü yerine getirmesini bekliyor
Röportajın öne çıkan bir başka bölümünü F-35 savaş uçakları oluşturdu.
Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’tan F-35 konusunda bir söz aldığını belirterek bu sözün yerine getirilmesini beklediğini söyledi.
Türkiye, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasının ardından 2019 yılında F-35 programından çıkarılmıştı. Al Jazeera’nın aktardığına göre Trump, geçen ay Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi sırasında Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarını kaldıracağını belirtmiş ve Türkiye’nin F-35 programına dönüşünün değerlendirilebileceğini söylemişti. Ancak olası bir F-35 satışının ABD Kongresi ve mevcut Amerikan mevzuatı açısından aşması gereken engeller bulunuyor.
Mekke Anlaşması yeni bir bölgesel güvenlik modeli olabilir
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın imzaladığı anlaşmanın yeni ülkelere açık olduğunun açıklanması, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın üçlü bir yapıdan daha geniş bir bölgesel güvenlik mekanizmasına dönüşebileceği tartışmalarını güçlendirdi.
Anlaşma, herhangi bir üyeye yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılması açısından NATO’nun kolektif savunma yaklaşımına benzetiliyor. Ancak Pakistanlı yetkililer bunun NATO’nun bölgesel bir kopyası olarak değerlendirilmemesi ve herhangi bir ülkeye karşı kurulmuş ittifak şeklinde görülmemesi gerektiğini vurguluyor.
Erdoğan’ın Mısır’ın katılımını mümkün gördüğünü açıkça dile getirmesi, anlaşmanın önümüzdeki dönemde genişleyebileceğine yönelik şu ana kadarki en dikkat çekici siyasi mesajlardan biri oldu.









