Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Savaş alanlarından göçmen takibine, hastane kayıtlarından istihbarat operasyonlarına kadar uzanan geniş bir alanda kullanılan Palantir, temelde dağınık verileri tek bir sistemde birleştirerek analiz edilebilir hale getiren bir yazılım altyapısı sunuyor. Peki bu şirket neden bu kadar tartışmalı?
Adını duymamış olabilirsiniz ancak verileriniz çoktan sistemin içerisine dahil olmuş olabilir. Palantir, kuruluşundan bu yana kasıtlı olarak kamuoyundan uzak durmayı tercih eden, “gizemli”, “karanlık”, “sır küpü” gibi sıfatlarla anılan bir teknoloji şirketi. Ama artık bu sessizlik bozuluyor. İşte şirkete dair tüm merak edilen detaylar…
PALANTİR NEDİR, NE ZAMAN VE NEDEN KURULDU?
2003 yılında San Francisco’da kurulan Palantir Technologies, PayPal’ın kurucu ortağı Peter Thiel ile Joe Lonsdale, Stephen Cohen ve Nathan Gettings tarafından hayata geçirildi.
Kuruluşun arkasında net bir motivasyon vardı. İstihbarat kurumları arasındaki veri paylaşımı eksikliğinin 11 Eylül saldırılarını önleyebileceğine inanan Thiel, bu boşluğu dolduracak bir yazılım şirketi kurmak istiyordu.
Amerika kaynaklı haberlere göre, şirketin adı bile bu vizyonun bir yansıması. Palantir ismi J.R.R. Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi evrenindeki Elf dilinde “gören taşlar” anlamına gelen, geleceği görmek için kullanılan mistik nesneler palantiri kelimesinden geliyor.
2004’te şirkete yeni katılan Alex Karp CEO koltuğuna oturdu ve o günden bu yana şirketin tartışmalı yüzü olmaya devam ediyor. 2005’te ise CIA’in girişim sermayesi kolu In-Q-Tel’den 1,25 milyon dolar başlangıç fonu alan şirket, devlet kurumlarıyla bu ilişkisini bugüne dek sürdürdü.
Peter Thiel, Palantir’i 2003’te istihbarat kurumları arasındaki veri paylaşımı eksikliğinin 11 Eylül saldırılarını önleyebileceği inancıyla kurdu. (Fotoğraf: A Haber Foto Arşiv)
PALANTİR GERÇEKTE NE YAPIYOR?
Palantir, devasa, dağınık ve birbirinden bağımsız veri yığınlarını tek bir anlaşılır tabloya dönüştürüyor. Şirketin iki ana ürünü var:
Foundry, tüm müşterilerin kullandığı ana platform; Gotham ise bunun üzerine inşa edilmiş, özellikle istihbarat ve polislik faaliyetleri için tasarlanmış bir uygulama paketi.
Gotham’ın ne yapabildiğini somutlaştırmak gerekirse, bir kişinin tutuklanma kaydı, araç plaka görüntüleri, göçmenlik durumu, finansal geçmişi, dövmeleri ve göz rengi gibi birbirinden bağımsız veri parçaları, tek bir dijital dedektif panosunda birleştirilebiliyor.
Palantir’in Birleşik Krallık yapay zeka sorumlusu Nicolas Prettejohn, sistemin bir Facebook gibi değil, Microsoft Excel gibi çalıştığını savunuyor. Her müşteri yazılımın ayrı bir kopyasını alıyor, veriler ortak bir havuzda toplanmıyor.
Tolkien’in ʺgören taşlarʺından adını alan Palantir, kuruluşundan bu yana kamuoyundan uzak durmayı bilinçli bir strateji olarak benimsedi. (Fotoğraf: A Haber Foto Arşiv)
MÜŞTERİ LİSTESİ: ORDU, İSTİHBARAT, HASTANELER, BANKALAR
Palantir iki farklı müşteri grubuna hizmet veriyor.
Birinci taraf: British Petroleum, Airbus, Coca-Cola gibi kurumsal devler ve Birleşik Krallık’ın Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS), ABD’nin İç Gelir Servisi gibi sivil devlet kurumları.
İkinci müşteri grubu ise çok daha tartışmalı: ABD ordusunun altı kolu, Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı, Ukrayna Ordusu, CIA, FBI, Europol ve Los Angeles Polis Teşkilatı (LAPD) ve İsrail Savunma Kuvvetleri.
İkinci müşteri grubu ise çok daha tartışmalı:
) ve İsrail Savunma Kuvvetleri.
Şirketin ana platformu Foundry, akustik veriden uydu görüntüsüne, eski veritabanlarından sosyal medya içeriklerine kadar her formattaki veriyi tek çatı altında işleyebiliyor. (Fotoğraf: A Haber Foto Arşiv)
ICE BAĞLANTISI: GÖÇMEN VERİLERİNİ KİM BİRLEŞTİRİYOR?
Bu ilişki aslında yeni değil. 2011’de bir ICE ajanını öldüren Meksika uyuşturucu karteli mensuplarının izini sürmek için imzalanan anlaşmayla başladı. Ancak Trump’ın ikinci döneminde nitelik olarak değişti.
Uluslararası Af Örgütü, bu sistemlerin kitlesel sınır dışı etmelere yol açan hızlı ve otomatik kararları kolaylaştırdığını belirtti. Palantir ise sistemin yalnızca ICE’ın zaten yasal yollarla erişebildiği verileri düzenlediğini savunuyor.
İSRAİL VE GAZZE: ŞİRKETİN EN HASSAS DOSYASI
CEO Karp, saldırının hemen ardından Londra’daki ekstra Palantir mühendislerini İsrail istihbarat servislerine ve İsrail Savunma Kuvvetleri’ne destek vermek üzere Tel Aviv’e gönderdi.
“İsrail’i her mümkün olan şekilde desteklediğimizden gurur duyuyorum.”
Palantir yöneticisi Shyam Sankar ise şirketin Pentagon için yürüttüğü çalışmayı “bu neslin Manhattan Projesi” olarak nitelendirdi, Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan atom bombalarını geliştiren programa atıfla.
“bu neslin Manhattan Projesi”
Bu tutum, şirket içinden ve dışından sert tepkiler aldı. İskandinav yatırımcı Storebrand Asset Management, Palantir’in faaliyetlerinin insan hakları ihlali riskine zemin hazırlayabileceği gerekçesiyle hisselerini elden çıkardı. Bazı çalışanlar istifa etti. Londra başta olmak üzere çeşitli kentlerde protestolar düzenlendi.
Nisan 2025’te imzalanan 30 milyon dolarlık sözleşmeyle Palantir, ICE için ImmigrationOS adlı platform geliştirmeye başladı; sistem göçmenlerin tespit ve sınır dışı süreçlerini otomatikleştiriyor. (Fotoğraf: A Haber Foto Arşiv)
ALMANYA DAVASI: ANAYASA MAHKEMESİ’NE TAŞINAN YAZILIM
Almanya haber ajanslarına göre, eleştiriler yalnızca aktivist gruplardan gelmiyor. Almanya’da üç eyalet Bavyera, Hessen ve Kuzey Ren-Vestfalya Palantir’in kriminal yazılımını farklı adlarla kullanıyor.
Berlin merkezli Özgürlük Hakları Derneği (GFF), bu uygulamaya karşı Federal Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Derneğin avukatı Franziska Görlitz’in argümanı net:
“Bir suç duyurusu yapmak, mağdur olmak ya da yalnızca yanlış zamanda yanlış yerde bulunmak bile yazılımın radarına takılmak için yeterli.”
Avrupa’nın en büyük hacker oluşumu Kaos Bilgisayar Kulübü de söz konusu sisteme itiraz ediyor. Sözcü Constanze Kurz, farklı amaçlarla toplanmış verilerin tek bir yerde toplanıp analiz edildiğini ve bu otomatik şüpheli taramalarının polis rutinine dönüşmemesi gerektiğini vurguluyor.
TRUMP, THIEL VE SİYASİ BAĞLANTI AĞI
Palantir’in siyasi iklimle ilişkisi tesadüfi değil. Peter Thiel, 2016’da Trump’ın ilk büyük teknoloji bağışçısı oldu.
Peter Thiel, 2016’da Trump’ın ilk büyük teknoloji bağışçısı oldu.
Amerika kaynaklı haber ajanslarına göre, Thiel’in eski çalışanı JD Vance bugün ABD Başkan Yardımcısı. Trump’ın ikinci döneminde Palantir ve diğer Thiel projelerinden en az 17 kişi yönetimin üst kademelerinde görev yapıyor. Şirket ayrıca Trump’ın Beyaz Saray Balosu’na da bağış yaptı.
2024 seçiminin ardından Palantir hisseleri sert yükseldi.
Şirketin Üst Yöneticisi (CEO) Alexander Karp
EPSTEİN BAĞLANTISI VE “PAYPAL MAFYASI”
Dosyanın en karanlık köşelerinden biri Jeffrey Epstein bağlantısı.
Bu bağlantılar, Palantir’in içinde bulunduğu “PayPal Mafyası” ağının Elon Musk, Reid Hoffman, David Sacks ve Max Levchin’in de yer aldığı o yapının ne denli geniş bir etki alanına sahip olduğunun bir göstergesi.
BİRLEŞİK KRALLIK’TA NHS ANLAŞMASI: 330 MİLYON STERLİN
Palantir’in tartışmalı adımları ABD sınırlarının ötesine geçiyor.
Birleşik Krallık’ta şirket, NHS ile 330 milyon sterlinlik bir sözleşme imzaladı. Bu anlaşma kapsamında ülkedeki hastanelerin ayrı veritabanlarında tutulan tüm verileri tek bir platformda birleştirilecek.
İngiliz Tabipler Birliği (BMA), verilerin nasıl depolanacağı ve kullanılacağı konusundaki şeffaflık eksikliğini gerekçe göstererek bu uygulamaya karşı oy kullandı.
İngiliz milletvekilleri Palantir’in başkan yardımcısı Louis Mosley’yi sorguya çekti. Mosley, şeffaflık eleştirilerini reddederek BMA’nın “hasta çıkarlarından ziyade ideolojiyi seçtiğini” öne sürdü.
“hasta çıkarlarından ziyade ideolojiyi seçtiğini”
İÇERİDEN SESLER: İSTİFALAR VE AÇIK MEKTUP
Mayıs 2025’te şirketin 13 eski çalışanı kamuoyuna açık bir mektup yayımladı.
“otoriteryanizmi normalleştirmek”
İmzacılardan biri, eski içerik stratejisti Juan Sebastián Pinto, kaygısını şu sözlerle ifade etti:
“Savaş alanlarında kullanılan hedefleme teknolojilerini, insanları bulmak ve haklarını ellerinden almak için ICE gibi ABD kurumlarına satıyoruz. Ukrayna’da kullanılan bilgi ve taktikler eninde sonunda buraya geri dönebilir.”
İsrail ordusu Palantir yazılımını 2014’ten bu yana kullanıyor; 7 Ekim saldırısının ardından Tel Aviv ofisi hızla genişledi, Londra’dan ek mühendis ekipleri gönderildi.
Bu, Palantir’in içeriden eleştirildiği ilk sefer değildi.
“başına buyruk bir çalışanın”
PALANTİR’İN SAVUNMASI: “BİZ SİLAH DEĞİL, YAZILIM SATIYORUZ”
Palantir tüm bu eleştirilere yanıt olarak ise farklı müşterilerden gelen verileri bir araya getirmediğini, depolamadığını ve satmadığını söylüyor. Her müşteri yazılımın kendi ayrı kopyasını alıyor, veriler ortak bir havuzda buluşmuyor.
Şirketin daha büyük çerçevedeki argümanı ise şu: Yapay zeka temelli silahlanma kaçınılmaz. Mesele bu sistemlerin yapılıp yapılmayacağı değil, kim tarafından ve hangi değerlerle geliştirileceği.
Piyasa değeri 2020’den bu yana 25 kat artarak 433 milyar dolara ulaşan Palantir, Temmuz 2025’te ABD Ordusu ile 10 yıllık ve 10 milyar dolara kadar uzanabilecek yeni bir savunma sözleşmesi imzaladı.
Palantir’in gerçek tehlikesini anlamak için şu soruyu sormak yeterli:
Bu şirket, kendisini bir yazılım firması olarak tanımlıyor. Ancak Pentagon’unu sözleşmelerini imzalıyor, ICE’ın baskınlarını kolaylaştırıyor, İsrail ordusunun operasyonlarını destekliyor ve NHS’in hasta kayıtlarını yönetiyor.
Her müşterinin verisi ayrı tutuluyor olabilir ama sistemin mantığı her yerde aynı: Görünmez olanı görünür kılmak.
Tek fark şu: Neyin, kim için görünür kılındığı.