Sıfır Atık Festivali’nin enerji ihtiyacı yenilenebilir kaynaktan karşılandı

Sıfır Atık Festivali’nin enerji ihtiyacı yenilenebilir kaynaktan karşılandı
Yayınlama: 08.06.2026 19:15
A+
A-

Atatürk Havalimanı’nda 4 gün süren Sıfır Atık Festivali, tüm enerji ihtiyacını YEK-G sertifikalı yenilenebilir kaynaklardan karşılayan ilk festival olarak hem Türkiye’de hem dünyada bir ilk oldu.

Sıfır Atık Festivali, başarıyla tamamlanırken mesajını kendi enerjisini üreterek de verdi.

Birleşmiş Milletler (BM) Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan’ın himayelerinde, Sıfır Atık Vakfı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı iş birliğiyle hayata geçirilen Sıfır Atık Festivali sona erdi.

Atatürk Havalimanı’nda 4 gün süren ve birçok etkinliğe ev sahipliği yapan festivalin enerji ihtiyacı, yenilenebilir kaynaklardan elde edildi.

Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) Başkanı Abdullah Buğrahan Karaveli, Sıfır Atık Festivali’nde tüm enerji ihtiyacının yenilenebilir kaynaklardan sağlandığını kaydederek, “Eğer bu elektrik fosil kaynaklardan sağlansaydı yaklaşık 530 ton sera gazı emisyonu ortaya çıkacaktı.” dedi.

Abdullah Buğrahan Karaveli, enerjinin gereğinden fazla kullanılmasının ve israf edilmesinin de bir atık türü olduğunu, özellikle fosil yakıtlardan üretilen enerjinin emisyonlar yoluyla çevresel yük oluşturduğunu söyledi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın sıfır atık yaklaşımını üç temel başlık altında ele aldığını belirten Karaveli, ilk önceliğin enerji verimliliği ve enerjinin israf edilmemesi olduğunu, ikinci başlığın enerji santralleri, maden sahaları ve elektronik ekipmanlardan kaynaklanan atıkların ekonomiye yeniden kazandırılması, üçüncü başlığın ise evlerde ve işletmelerde oluşan atıkların sıfır atık anlayışıyla yönetilmesi olduğunu aktardı.

“SÖYLEDİĞİMİZLE YAPTIĞIMIZI EŞLEŞTİRMİŞ OLDUK”

Sıfır Atık Festivali’nin sıfır atık felsefesi doğrultusunda tasarlandığını vurgulayan Karaveli, “Festival alanında iklimlendirmeden atölye çalışmalarına, interaktif uygulamalardan diğer tüm enerji ihtiyaçlarına kadar kullanılan elektriğin tamamı yenilenebilir kaynaklardan sağlandı. Böylece festival boyunca söylediğimizle yaptığımızı eşleştirmiş olduk.” dedi.

“EMİSYONUN ATMOSFERE SALINMASINI ENGELLEMİŞ OLDUK”

Festivalde Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti (YEK-G) Sistemi’nin kullanıldığı bilgisini veren Karaveli, sistemin yenilenebilir enerji üreticileri ile elektriğini yenilenebilir kaynaklardan temin etmek isteyen tüketicileri buluşturduğunu bildirdi.

Karaveli, Enerji Piyasaları İşletme AŞ’nin (EPİAŞ) sistemde garantör rolü üstlendiğini, tüketilen elektriğin yenilenebilir kaynaklardan karşılandığının alınan sertifika ile belgelendiğini anlattı.

530 TON SERA GAZI EMİSYONU ÖNLENMİŞ OLDU

Karaveli, festivalin enerji tüketimine ilişkin şu rakamları verdi:

“Festival 4 gün sürdü. Festival boyunca 850 megavatsaat, yani yaklaşık 30 bin hanenin 4 günlük tüketimine eş değer elektrik kullanıldı ve bunun tamamı yenilenebilir kaynaklardan karşılandı. Eğer bu elektrik fosil kaynaklardan sağlansaydı yaklaşık 530 ton sera gazı emisyonu ortaya çıkacaktı. Üstelik bu süreç şebekeye destek sağlayarak, sorunsuz şekilde ve emisyonsuz olarak gerçekleştirildi. Bu, bir festival için oldukça yüksek bir rakam. Yenilenebilir enerji kullanımı sayesinde bu emisyonun atmosfere salınmasını engellemiş olduk. Böylece festivalin ilk anından son anına kadar tüm enerji ihtiyacını yenilenebilir kaynaklardan karşılamış olduk.”

“DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE BİR İLK OLDU”

Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında önemli bir dönüşüm yaşadığını dile getiren Karaveli, kurulu gücün yüzde 62’sinin yenilenebilir kaynaklardan oluştuğunu, elektrik üretiminin ise yaklaşık yarısının yenilenebilir kaynaklardan sağlandığını belirtti.

Geçmişte hidroelektrik santrallerin ön planda olduğunu ancak son 10 yılda güneş ve rüzgar enerjisinde büyük bir atılım gerçekleştiğini ifade eden Karaveli, festivalin gündüz saatlerinde yoğun faaliyet göstermesinin de şebeke yönetimi açısından avantaj sağladığına değindi.

Karaveli, “Güneş ve rüzgar santralleri daha çok gündüz saatlerinde üretim yapıyor. Festival de ağırlıklı olarak bu saatlerde faaliyet gösterdi. Böylece akşam saatlerindeki talep yoğunluğunu artırmadan, yenilenebilir kaynakların ürettiği elektriğe ilave talep oluşturmuş olduk. Bu durum hem şebeke dengesi hem de emisyonların azaltılması açısından olumlu bir sonuç ortaya çıkardı.” diye konuştu.

Enerji ihtiyacının karbonsuz kaynaklardan karşılanmasıyla ortaya karbonsuz festival modeli çıktığına dikkati çeken Karaveli, “Dünyada karbon nötr festivaller bugüne kadar çoğunlukla karbon sertifikaları alınarak gerçekleştirildi ancak tüm enerji talebini YEK-G sertifikalı yenilenebilir kaynaklardan karşılayan bir festival örneği bulunmuyordu. Bu yönüyle Sıfır Atık Festivali hem Türkiye’de hem de dünyada bir ilk oldu. Aynı zamanda YEK-G sisteminin tanıtılması açısından da önemli bir örnek teşkil etti.” dedi.

Türkiye’de elektrik tüketicilerinin enerjilerini yenilenebilir kaynaklardan karşıladıklarını belgeleyebilmelerine imkan tanıyan farklı uygulamalar bulunduğunu, bazı işletmelerin kendi yenilenebilir enerji tesislerini kurarak üretim ve tüketimlerini mahsuplaştırabildiğini belirten Karaveli, bunun mümkün olmadığı durumlarda ise YEK-G sistemi üzerinden yenilenebilir enerji üreticileriyle eşleştirme yapıldığını söyledi.

Karaveli, “Bir tarafta elektriğini yenilenebilir kaynaklardan sağlamak isteyen tüketici bulunuyor, diğer tarafta ise yenilenebilir kaynaklardan elektrik üreten tesisler yer alıyor. Sistem bu iki tarafı eşleştiriyor. YEK-G sistemi bir süredir işletmeler için uygulanıyordu ancak bir festival veya etkinlik özelinde uygulanmamıştı.” dedi.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.