İsrailli uzmanın analizi: Erdoğan’ın Yeni Osmanlı vizyonu, Afrika’da yükseliyor

İsrailli uzmanın analizi: Erdoğan’ın Yeni Osmanlı vizyonu, Afrika’da yükseliyor
Yayınlama: 14.07.2026 10:55
A+
A-

İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi’nin eski daire başkanlarından Roy Binyamini, kaleme aldığı analizde Türkiye’nin son yıllarda Afrika kıtasında askeri, ekonomik ve diplomatik etkisini sistematik biçimde artırdığını öne sürdü.

İsrailli güvenlik uzmanı ve eski Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilisi Roy Binyamini, Ynet’te yayımladığı değerlendirme yazısında, Türkiye’nin Afrika kıtasındaki artan nüfuzunu kapsamlı şekilde ele aldı. Türkiye’nin son 20 yılda savunma sanayii, diplomasi, altyapı yatırımları, insani yardım faaliyetleri ve kültürel etki alanlarını aynı strateji altında birleştirdiğini savunan Binyamini, bu durumun İsrail açısından giderek büyüyen bir jeopolitik meydan okuma oluşturduğunu iddia etti.

“NATO ZİRVESİ TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI KONUMUNUN GÖSTERGESİ”

Analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen NATO Zirvesi’nin Türkiye’nin uluslararası sistemdeki ağırlığını gösteren önemli organizasyonlardan biri olduğu öne sürüldü.

Binyamini’ye göre Erdoğan, zirvede Batılı müttefiklere uzlaşmacı mesajlar verirken Türkiye’yi NATO için vazgeçilmez stratejik ortak olarak konumlandırdı. Yazıda ayrıca ABD Başkanı Donald Trump ile NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Türkiye’ye yönelik olumlu mesajlarının Ankara’nın diplomatik pozisyonunu güçlendirdiği değerlendirmesi yapıldı.

Analizde, Erdoğan’ın zirve sırasında İsrail’e yönelik eleştirilerini sürdürdüğü, iki devletli çözüm vurgusu yaptığı ve Gazze ile Lübnan’da gerilimin azaltılması çağrısında bulunduğu da hatırlatıldı.

“BATI, STRATEJİK NEDENLERLE TÜRKİYE’YE DAHA FAZLA ALAN AÇIYOR”

Yazıda, İsrail’e yönelik uluslararası eleştirilerin arttığı bir dönemde Batılı ülkelerin jeopolitik çıkarları doğrultusunda Türkiye ile ilişkilerini geliştirmeyi tercih ettiği ileri sürüldü.

Binyamini, özellikle Washington yönetiminin Erdoğan’ı İran, Suriye ve Lübnan gibi kriz alanlarında etkili bir bölgesel aktör olarak gördüğünü savunurken bunun, Ankara’nın diplomatik hareket alanını genişlettiğini iddia etti.

AFRİKA AÇILIMININ 20 YILLIK STRATEJİ OLDUĞUNU SAVUNDU

Analizde, Türkiye’nin Afrika politikasının son yıllarda ortaya çıkan geçici bir girişim olmadığı, yaklaşık 20 yıldır planlı şekilde yürütülen uzun vadeli bir stratejinin sonucu olduğu görüşü dile getirildi.

Türkiye’nin 2005 yılını “Afrika Yılı” ilan etmesiyle başlayan sürecin, Afrika Birliği ile geliştirilen ilişkiler, düzenlenen Türkiye-Afrika zirveleri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kıta genelinde gerçekleştirdiği çok sayıda ziyaretle yeni bir boyut kazandığı ifade edildi.

SOMALİ’Yİ TÜRKİYE’NİN AFRİKA’DAKİ EN ÖNEMLİ ÜSSÜ OLARAK GÖSTERDİ

Binyamini, Türkiye’nin Afrika’daki faaliyetlerinde Somali’nin merkezi bir konuma sahip olduğunu ileri sürdü.

Yazıda, Erdoğan’ın 2011 yılında Mogadişu’ya yaptığı ziyaretin dönüm noktası olduğu belirtilirken, Türkiye’nin bu tarihten sonra Somali’de insani yardım, ekonomik yatırımlar ve askeri iş birliklerini önemli ölçüde artırdığı ifade edildi.

Analizde, Türkiye’nin Mogadişu’da yurt dışındaki en büyük askeri tesislerinden birini işlettiği, Somali güvenlik güçlerine eğitim ve askeri destek sağladığı, ayrıca enerji alanında petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri yürüttüğü öne sürüldü.

Binyamini ayrıca, Somali’nin Warsheikh bölgesinde uzay üssü ve balistik füze test merkezi kurulmasına yönelik çeşitli iddialara da yazısında yer verdi.

“SERT GÜÇ” İLE “YUMUŞAK GÜÇ” AYNI ANDA KULLANILIYOR

İsrailli uzmana göre Türkiye’nin Afrika stratejisi, yalnızca askeri iş birliklerinden oluşmuyor.

Analizde, savunma sanayii ihracatı, askeri üsler ve insansız hava araçlarının dış politikada etkin kullanılmasının “sert güç” unsurları olduğu belirtilirken; büyükelçilik sayısındaki artış, Türk Hava Yolları’nın kıta genelindeki uçuş ağı, eğitim faaliyetleri, kültürel çalışmalar ve dini diplomasi ise “yumuşak güç” araçları olarak değerlendirildi.

Fransa ve ABD gibi geleneksel aktörlerin Afrika’nın bazı bölgelerindeki etkisinin azalmasının da Türkiye’nin yeni diplomatik alanlar kazanmasını kolaylaştırdığı savunuldu.

AFRİKA BOYNUZU’NDA TÜRKİYE-İSRAİL REKABETİ

Yazıda, İsrail ile Türkiye arasında Afrika’daki en önemli rekabet alanının Afrika Boynuzu olduğu öne sürüldü.

Binyamini, İsrail’in Somaliland ile geliştirdiği ilişkilerin Ankara tarafından kendi nüfuz alanına yönelik bir hamle olarak algılandığını iddia etti.

Analizde, Türkiye’nin buna karşı Somali başta olmak üzere bölgedeki diplomatik faaliyetlerini artırdığı belirtilirken Somaliland’ın, İsrail açısından Kızıldeniz güvenliği ve Husilere karşı mücadele bakımından stratejik önem taşıdığı görüşü dile getirildi.

İSRAİL’E AFRİKA’DA YENİ STRATEJİ ÇAĞRISI

Makalenin sonuç bölümünde, İsrail hükümetine Afrika politikasını yeniden şekillendirme çağrısı yapıldı.

Binyamini, İsrail’in özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ve Fas gibi Abraham Anlaşmaları kapsamındaki ortaklarıyla koordinasyon içinde hareket ederek Afrika’da daha görünür bir diplomatik ve ekonomik varlık oluşturması gerektiğini savundu.

İsrail’in teknoloji, tarım, su yönetimi ve sağlık alanındaki deneyimlerinin Afrika ülkeleriyle daha güçlü iş birliklerine dönüştürülebileceğini ifade eden Binyamini, bunun Türkiye’nin kıta genelindeki artan etkisini dengeleyecek önemli bir stratejik adım olacağını ileri sürdü.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.