Akdeniz’de son yıllarda peş peşe kırılan deniz yüzeyi sıcaklığı rekorları, yalnızca yaz aylarındaki sıcaklıkları değil, sonbaharda Türkiye ve çevresinde görülebilecek aşırı hava olaylarını da gündeme taşıdı.
İzmir Bakırçay Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şermin Tağıl, deniz yüzeyi sıcaklığının atmosfer ile deniz arasındaki ısı ve nem alışverişini belirleyen en önemli değişkenlerden biri olduğunu belirterek, Akdeniz’de biriken yüksek miktardaki enerjinin yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi.
Akdeniz’de asıl dikkat çeken denizin depoladığı ısı
Yüksek hava sıcaklıklarının tek başına mevcut tabloyu açıklamak için yeterli olmadığını vurgulayan Tağıl, Akdeniz’in uzun süre boyunca büyük miktarda ısı depoladığına dikkat çekti.
Tağıl şöyle konuştu:
“Asıl önemli olan, denizin olağanüstü miktarda ısı depolamış olması. Denizde biriken bu enerji, atmosferi besleyen temel kaynaklardan biri”
Avrupa Birliği’nin Copernicus verileri de 2026 yazında özellikle Batı Akdeniz’de güçlü denizel sıcak hava dalgalarının sürdüğünü gösteriyor. 13 Ağustos verilerinde bazı bölgelerde deniz yüzeyi sıcaklıklarının uzun dönem ortalamasının yaklaşık 6 derece üzerine kadar çıktığı tespit edildi.
Akdeniz’de sıcaklık 28,4 dereceye ulaştı
Tağıl, 2026 boyunca Akdeniz’deki deniz yüzeyi sıcaklıklarının uzun yıllar ortalamasının belirgin biçimde üzerinde seyrettiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Akdeniz'in ortalama deniz yüzeyi sıcaklığı yaklaşık 28,4 dereceye ulaştı. Bu değer uzun dönem ortalamasının yaklaşık 2 derece üzerinde. Özellikle Doğu Akdeniz'de tarihi seviyelere yaklaşan sıcaklıklar dikkati çekiyor. Doğu Karadeniz'de de deniz yüzeyi sıcaklıkları mevsim normallerinin yaklaşık 1 ila 2 derece üzerinde seyrediyor. Bu durum önümüzdeki günlerde hem Akdeniz hem de Karadeniz'de görülebilecek kuvvetli yağış ve fırtınalar için ilave enerji ve nem kaynağı oluşturuyor.”
Copernicus da Temmuz 2026’da Avrupa çevresindeki deniz yüzeyi sıcaklıklarının özellikle Atlantik kıyıları ve Batı Akdeniz’de temmuz ayı rekorlarına ulaştığını bildirdi.
“Akdeniz tarihinde görülmemiş sıcaklıklara ulaştı”
Denizdeki olağanüstü ısınmanın yalnızca 2026’ya özgü olmadığının altını çizen Tağıl, son yıllarda denizel sıcak hava dalgalarının hem daha sık meydana geldiğini hem de daha uzun sürdüğünü belirtti.
Tağıl:
“Özellikle bu yıl temmuz ve ağustosun ilk yarısında Akdeniz tarihinde görülmemiş sıcaklıklara ulaştı. Bu tablo, denizin geçmiş yıllardan biriktirdiği ısının üzerine yeni ısı eklenmeye devam ettiğini gösteriyor”
ifadelerini kullandı.
Copernicus verileri de küresel ölçekte benzer bir tablo ortaya koyuyor. Temmuz 2026’da kutup bölgeleri dışındaki okyanusların ortalama yüzey sıcaklığı 20,96 dereceyle ölçüm tarihindeki en yüksek temmuz değerine ulaştı.
Çok güçlü El Nino ihtimali yüzde 80’in üzerinde
Dünyanın iklim sistemini önümüzdeki aylarda etkileyebilecek bir başka gelişme ise Pasifik Okyanusu’nda güçlenen El Nino.
Tağıl bu konuda şöyle konuştu:
“Ekvatoral Pasifik'te büyük bir sıcak su kütlesi birikiyor. Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) de yıl sonuna kadar çok güçlü bir El Nino gelişme olasılığını yaklaşık yüzde 80 olarak değerlendiriyor. Ancak Akdeniz'deki olağanüstü sıcaklıkları doğrudan El Nino'ya bağlamak doğru olmaz. Akdeniz'in uzun vadeli ısınmasının temel nedeni küresel iklim değişikliği. El Nino ise bunun üzerine eklenen önemli bir iklim sinyali.”
NOAA’nın güncel tahmini de bu değerlendirmeyi destekliyor. ABD İklim Tahmin Merkezi, Ekim-Aralık 2026 döneminde “çok güçlü” bir El Nino oluşma olasılığını yüzde 81 olarak hesaplıyor.
Karlı kış beklentisine karşı uyarı
Güçlü El Nino’nun kış mevsimindeki atmosferik dolaşım üzerinde etkileri olabileceğini söyleyen Tağıl, gelişmelerin doğrudan Türkiye’de çok sert veya çok karlı bir kış yaşanacağı şeklinde yorumlanmaması gerektiğinin altını çizdi.
Tağıl:
“Bu durum kış aylarında kuzey enlemlerinden gelen hava akımlarının daha etkili olmasına katkı sağlayabilir. Ancak bunu doğrudan 'Türkiye çok karlı bir kış yaşayacak' şeklinde yorumlamak bilimsel olarak doğru değil. Atmosfer çok değişken bir sistem. Bununla birlikte bazı iklim projeksiyonları kutup girdabının parçalanma olasılığının artabileceğine işaret ediyor”
değerlendirmesinde bulundu.
Asıl risk sonbaharda ortaya çıkabilir
Tağıl’a göre Türkiye açısından daha yakın dönemde takip edilmesi gereken esas konu sonbahar ayları.
Yaz boyunca yüksek sıcaklıklara maruz kalan Akdeniz’in depoladığı ısı, hava sıcaklıkları düşmeye başladıktan sonra da atmosfer için önemli bir nem ve enerji kaynağı olabiliyor.
Tağıl, riskin özellikle ekim ve kasım aylarında belirginleşebileceğini ifade ederek şunları söyledi:
“Eğer bu yüksek deniz sıcaklıkları sonbahara taşınır ve uygun atmosferik koşullarla birleşirse, şiddetli sağanakları, aşırı yağışları, ani sel ve taşkınları ile kuvvetli fırtınaları besleyebilecek ilave enerji ve nem sağlayabilir. Özellikle ekim ve kasım aylarında bu risk daha belirgin hale gelebilir”
Bu değerlendirme, her sıcak denizin mutlaka aşırı yağış veya sel oluşturacağı anlamına gelmiyor. Ancak atmosferik koşullar uygun hale geldiğinde sıcak deniz yüzeyi sistemlere daha fazla ısı ve nem sağlayabiliyor.
“Medicane” ihtimali için sıcak deniz tek başına yeterli değil
Akdeniz’de zaman zaman ortaya çıkan ve bazı özellikleri tropikal siklonlara benzeyen “medicane” sistemleri de yüksek deniz sıcaklıkları nedeniyle yeniden gündemde.
Ancak Tağıl, sıcak deniz ile medicane oluşumu arasında doğrudan ve otomatik bir ilişki kurulamayacağı konusunda uyardı:
“Deniz sıcak diye mutlaka medicane oluşacak demek doğru değildir. Bunun gerçekleşebilmesi için uygun alçak basınç sistemi, atmosferik kararsızlık, yeterli nem ve uygun rüzgar koşullarının aynı anda oluşması gerekir. Ancak olağanüstü sıcak bir deniz, bu koşullar oluştuğunda sistemin gelişmesi için önemli bir enerji kaynağı sağlayabilir. 2023 yılında yaşanan süreç, bunun dikkati çekici örneklerinden biriydi.”
Dolayısıyla önümüzdeki sonbaharda şiddetli yağış, sel veya medicane yaşanacağı kesinleşmiş bir tahmin değil. Uzmanların dikkat çektiği nokta, denizin olağanüstü sıcak olması nedeniyle uygun atmosferik şartlar oluştuğunda aşırı hava olaylarını besleyecek enerji ve nem potansiyelinin yüksek olması.
Gözler ekim ve kasım aylarına çevrildi
Akdeniz’deki yüksek deniz yüzeyi sıcaklıklarının sonbahara ne ölçüde taşınacağı, Türkiye’nin özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarında yaşanabilecek hava olayları açısından yakından takip edilecek.
Copernicus’un son gözlemleri Batı Akdeniz’de denizel sıcak hava dalgasının ağustos ortasında da sürdüğünü gösterirken, NOAA verileri Pasifik’te El Nino’nun yıl sonuna doğru daha da güçlenme ihtimalinin yüksek olduğunu ortaya koyuyor.
Bu nedenle uzmanların verdiği mesaj, “sonbaharda mutlaka afet yaşanacak” şeklinde değil; Akdeniz’de biriken olağanüstü ısının uygun meteorolojik koşullar oluşması halinde aşırı yağış ve fırtınaların şiddetini artırabilecek önemli bir risk faktörü olduğu yönünde.








