Bursada Biz | Bursa'dan Güncel Haberler
İSTANBULAkşam 00:00
ALTIN Dolar

Osmangazi’de İlaç Atıklarına Güvenli Çözüm

Osmangazi Belediyesi, çevre ve insan sağlığını korumak amacıyla hayata geçirdiği ‘Atık İlaç Toplama’ projesiyle son kullanma tarihi geçmiş veya artık kullanılmayan ilaçların

GİRİŞ 14.08.2026 16:42
GÜNCELLEME 14.08.2026 16:44
7 gösterim
4 dk okuma
Fotoğraf: Osmangazi’de İlaç Atıklarına Güvenli Çözüm
f𝕏
🔊Haberi Dinle0:00 / 3:21

Osmangazi Belediyesi, çevre ve insan sağlığını korumak amacıyla hayata geçirdiği ‘Atık İlaç Toplama’ projesiyle son kullanma tarihi geçmiş veya artık kullanılmayan ilaçların güvenli şekilde toplanarak bertaraf edilmesini sağlıyor.

Osmangazi Belediyesi, çevre kirliliğinin önüne geçmek ve vatandaşlarda sıfır atık bilincini güçlendirmek amacıyla atık ilaçların toplanmasına yönelik önemli bir çalışma başlattı. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından yürütülen proje kapsamında, Osmangazi ilçe sınırlarında yer alan eczanelere yerleştirilen özel atık ilaç toplama kutularıyla son kullanma tarihi geçen veya kullanılmayan ilaçlar ekipler tarafından toplanarak, Atık Getirme Merkezi’ndeki depolamanın ardından ilgili bertaraf tesislerine ulaştırılıyor ve doğaya zarar vermeksizin imhası gerçekleştiriliyor. Vatandaşların da yoğun desteğini alan proje ile birlikte ilaçların kontrolsüz şekilde doğaya karışmasının ve çevre kirliliğine neden olmasının önüne geçiliyor.

“İlaçların Kesinlikle Çöpe Atılmaması Gerekiyor”

Projenin temel amacının yalnızca atık ilaçları toplamak olmadığını belirten Osmangazi Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Rüveyşa Burça Sütçüoğlu, vatandaşların günlük yaşamda karşılaştıkları atıkların doğru şekilde bertaraf edilmesi konusunda farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.

Atık ilaçların diğer evsel atıklarla birlikte çöpe atılmaması gerektiğine dikkat çeken Sütçüoğlu, “Evlerimizde zaman zaman son kullanma tarihi geçmiş veya artık kullanılmayan ilaçlarımız olabiliyor. Bu ilaçların kesinlikle çöpe atılmaması, kanalizasyona veya lavaboya dökülmemesi gerekiyor çünkü bu durum hem çevreyi hem de insan sağlığını riske atıyor. Biz de bu sebeple Osmangazi Belediyesi olarak, vatandaşlarımızın evlerinde kullanmadıkları veya son kullanma tarihi geçen ilaçlarını güvenli bir şekilde getirip bırakabilecekleri atık ilaç toplama kutularını eczanelerimize yerleştirdik. Vatandaşlarımız evlerindeki atık ilaçları bu atık ilaç toplama kutularına getirerek, doğanın korunmasına direkt katkı sağlamış olacaklar. Osmangazi Belediyesi olarak, atık ilaç kutularında toplanan ilaçları düzenli bir şekilde toplayıp Atık Getirme Merkezi’mizde depoladıktan sonra düzenli aralıklarla çevre mevzuatına uygun şekilde bertaraf edilmelerini sağlayacağız.” diye konuştu.

“En Büyük Desteği Vatandaşlarımız Sağlayacak”

Çalışmanın aynı zamanda sıfır atık kültürünün toplumun bütün kesimlerine yayılması açısından da önemli olduğunu vurgulayan Sütçüoğlu, şöyle devam etti:

“Bu projemizde amacımız yalnızca atık ilaçların toplanması değil, aynı zamanda vatandaşlarımıza ‘her atığın doğru bir adresi vardır’ bilincini aşılamak. Bu projeyi gerçekleştirdiğimizde doğal kaynaklarımızı, sularımızı, toprağımızı, canlı yaşamını ve dolayısıyla gelecek nesillerin yaşamını koruma altına almış oluyoruz. Bizlere bu noktada en büyük desteği sağlayacak olan kişiler tabii ki duyarlı vatandaşlarımız olacak, onlardan ricamız evlerindeki atık ilaçları kesinlikle çöpe atmasınlar, kanalizasyona veya lavaboya dökmesinler, en yakın atık ilaç toplama noktasına getirsinler. Biz İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü olarak çevre ve sıfır atık konulu projelerimize devam edeceğiz. Bu konuda bize destek sağlayacak olan hem eczacılarımız, hem değerli vatandaşlarımız, hem de bize her zaman destek olan Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a teşekkür ediyoruz.”

“Bu Sayede Çevre Kirliliği Önlenmiş Oluyor”

Eczacılar da uygulamanın çevrenin korunması açısından önemli bir adım olduğunu belirterek projeye destek veriyor. Eczacı Ümran Türkyılmaz, Osmangazi Belediyesi tarafından hayata geçirilen atık ilaç toplama sisteminin hem eczacılar hem de vatandaşlar açısından olumlu karşılandığını söyledi. Türkyılmaz, “Osmangazi Belediyesi’nin uyguladığı atık ilaç toplama sistemi sayesinde insanların evlerindeki atık ilaçlar, miladı geçmiş ve artık kullanmadığı ilaçlar toplanıyor ve imhası gerçekleştiriliyor. Bu sayede bunların çöpe gitmesi ve çevre kirliliği önlenmiş oluyor. Bu uygulamadan eczaneler olarak biz de halkımız da memnunuz. Bunlar doğada biriktiği zaman çevre kirliliğine sebep oluyor. Çevre açısından güzel bir durum. Osmangazi Belediyesi’nin yaptığı bu hizmet için özellikle meslektaşımız olan Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a ve tüm ekibine teşekkür ediyoruz.” açıklamalarında bulundu.

Osmangazi Belediyesi, çevre ve sıfır atık çalışmalarını farklı alanlarda sürdürürken, atık ilaç toplama projesiyle de toprağın, suyun, doğal kaynakların ve canlı yaşamının korunmasına katkı sağlamayı hedefliyor.

Bu habere tepkiniz:

En fazla 3 ifade bırakabilirsiniz
Paylaş:f𝕏
Bu Haberleri de Okuyun

Farklı kategorilerden son eklenen güncel haberler

Bursa kategorisinden diğer başlıklar

Bulunduğunuz haberin kategorisinden güncel başlıklar

Büyükşehir Belediyesporlu güreşçilerden 8 madalya, 2 kupa!
Bursa

Büyükşehir Belediyesporlu güreşçilerden 8 madalya, 2 kupa!

14.08.2026 · 16:44

Bursa Büyükşehir Belediyespor Kulübü güreşçileri, Hatay ve Kastamonu'da gerçekleştirilen Türkiye şampiyonalarında 8 madalya ve 2 kupa kazanarak önemli bir başarıya daha imza attı.

Bursa İş Ofisi'nden Karacabey'de istihdama katkı
Bursa

Bursa İş Ofisi'nden Karacabey'de istihdama katkı

14.08.2026 · 16:44

Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin iş arayanlarla işverenleri buluşturan Bursa İş Ofisi, Karacabey Şubesi'ndeki yeni hizmet noktasında vatandaşlara kapılarını açtı.

Orman yangınlarına karşı koordinasyon tatbikatı
Bursa

Orman yangınlarına karşı koordinasyon tatbikatı

14.08.2026 · 16:44

Bursa Büyükşehir Belediyesi, il sınırları içerisinde meydana gelebilecek büyük ölçekli orman yangınlarına yönelik kurumlar arası koordinasyon ve karar alma süreçlerini

Büyükşehir'den Yavuzselim'e altyapı hamlesi
Bursa

Büyükşehir'den Yavuzselim'e altyapı hamlesi

14.08.2026 · 16:44

Bursa Büyükşehir Belediyesi, il genelinde sürdürdüğü altyapı ağını güçlendirme çalışmaları çerçevesinde Yıldırım ilçesine bağlı Yavuzselim Mahallesi'nde de yatırımlarına devam

Esnafa gıda güvenliği anlatıldı
Bursa

Esnafa gıda güvenliği anlatıldı

14.08.2026 · 16:36

Nilüfer Belediyesi, Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (BESOB) ve TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şubesi iş birliği ile “Gıda Güvenliği” semineri düzenlendi.

Nilüfer’de kuru tarıma örnek alternatif ürün: “Aspir” hasadı yapıldı
Bursa

Nilüfer’de kuru tarıma örnek alternatif ürün: “Aspir” hasadı yapıldı

14.08.2026 · 16:36

Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Ziraat Odası ve NİLKOOP iş birliğinde Doğanköy’de kuru tarıma örnek olarak ilk kez aspir bitkisinin hasadını gerçekleştirdi. 20 dekar deneme alanından

Sonraki Haber

Op. Dr. Servet Yetgin’den önemli uyarı: “Ailede kanser öyküsü varsa şikâyet olmasını beklemeyin”

Hayat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Servet Yetgin, ailesinde mide veya bağırsak kanseri bulunan kişilerin şikâyet beklemeden risk değerlendirmesi yaptırmasının önemine dikkat çekti.

GİRİŞ 14.08.2026 19:01
3 gösterim
5 dk okuma
Fotoğraf: Op. Dr. Servet Yetgin’den önemli uyarı “Ailede kanser öyküsü varsa şikâyet olmasını beklemeyin”
f𝕏
🔊Haberi Dinle0:00 / 5:03

Hayat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Servet Yetgin, ailesinde mide veya bağırsak kanseri bulunan kişilerin şikâyet beklemeden risk değerlendirmesi yaptırmasının önemine dikkat çekti.

Mide ve bağırsak kanserlerinde erken tanı, tedavi sürecinin en önemli unsurlarından biri olmaya devam ediyor. Özellikle anne, baba veya kardeş gibi birinci derece yakınlarında mide ya da kolorektal kanser öyküsü bulunan kişilerin, herhangi bir şikâyeti olmasa bile kişisel risklerinin hekim tarafından değerlendirilmesi önem taşıyor.

Hayat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Servet Yetgin, aile öyküsünün tek başına kişinin kansere yakalanacağı anlamına gelmediğini ancak tarama ve takip planı oluşturulurken dikkate alınması gereken önemli risk göstergelerinden biri olduğunu söyledi.

Bilimsel kaynaklar da birinci derece yakınında kolorektal kanser bulunan kişilerde riskin arttığını gösteriyor. Amerikan Kanser Derneği, aile öyküsü olan kişilerin standart risk grubundan farklı değerlendirilmesi gerekebileceğini belirtirken, Amerikan Gastroenteroloji Koleji de bazı kişilerde daha erken ve daha sık kolonoskopi yapılmasının gündeme gelebileceğini ifade ediyor.

Mide ve bağırsak kanserleri belirti vermeden ilerleyebilir

Op. Dr. Servet Yetgin, mide ve bağırsak kanserlerinin bazı hastalarda erken dönemde belirgin yakınmalara yol açmadan ilerleyebileceğine dikkat çekti.

Bu nedenle değerlendirme yapılırken yalnızca mevcut şikâyetlere değil; kişinin yaşı, aile öyküsü, daha önce geçirdiği hastalıklar ve diğer risk faktörlerine birlikte bakılması gerektiğini ifade etti.

AİLEDE KANSER ÖYKÜSÜ VARSA, ŞİKAYET OLMASINI BEKLEMEYİN
AİLEDE KANSER ÖYKÜSÜ VARSA, ŞİKAYET OLMASINI BEKLEMEYİN

Mide kanseri açısından da aile öyküsü bilinen risk faktörleri arasında yer alıyor. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü, ailede mide kanseri bulunmasını hastalık riskini artırabilecek unsurlardan biri olarak gösteriyor.

“Aile öyküsü bizim için önemli bir veridir”

Özellikle birinci derece yakınlarda görülen kanserlerin hekime mutlaka bildirilmesi gerektiğini vurgulayan Yetgin, şu ifadeleri kullandı:

“Ailede kanser öyküsünün bulunması, kişinin mutlaka kansere yakalanacağı anlamına gelmez. Ancak risk değerlendirmesinde bizim için önemli bir veridir. Özellikle anne, baba veya kardeş gibi birinci derece yakınlarda mide ya da bağırsak kanseri öyküsü varsa, kişinin standart tarama yaklaşımından farklı ve daha erken bir değerlendirmeye ihtiyaç duyup duymadığı hekim tarafından belirlenmelidir”

Bu nedenle ailede kanser öyküsü bulunan kişilerin tarama zamanlamasını kendi başına belirlemek yerine bir hekimle birlikte kişisel risk profili oluşturması önem taşıyor.

Kolonoskopi erken tanının yanında koruyucu rol de üstlenebiliyor

Kolorektal kanserlerin önemli bir bölümü, bağırsak içerisinde zamanla gelişen bazı poliplerden kaynaklanabiliyor.

Kolonoskopi sırasında kalın bağırsak doğrudan incelenirken uygun görülen poliplerin aynı işlem sırasında çıkarılabilmesi mümkün olabiliyor. Bu özellik, kolonoskopiyi yalnızca kanserin erken tespiti açısından değil, bazı kanser öncüsü oluşumların ortadan kaldırılması açısından da önemli hale getiriyor.

Amerikan Kanser Derneğine göre kolorektal kanserlerin büyük bölümü adenokarsinomlardan oluşuyor ve bazı kolorektal kanserler zaman içinde poliplerden gelişebiliyor. Ortalama risk grubundaki yetişkinler için taramanın 45 yaşında başlaması önerilirken, aile veya kişisel öykü nedeniyle yüksek risk taşıyan kişilerde yaklaşım değişebiliyor.

“Henüz kansere dönüşmemiş bazı polipler çıkarılabilir”

Op. Dr. Servet Yetgin, kolonoskopinin sağladığı avantajı şöyle anlattı:

“Kolonoskopinin en önemli avantajlarından biri, henüz kansere dönüşmemiş bazı poliplerin tespit edilerek çıkarılabilmesidir. Bu nedenle özellikle risk grubundaki bireylerde tarama zamanlamasının doğru belirlenmesi son derece önemlidir. Üst gastrointestinal endoskopi ise yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağının doğrudan görüntülenmesine olanak sağlıyor. Hekimin gerekli görmesi halinde şüpheli alanlardan biyopsi alınarak patolojik inceleme yapılabiliyor. Özellikle ailede mide kanseri öyküsü bulunan kişilerde risk faktörlerinin değerlendirilmesi, uzun süren mide şikâyetleri, açıklanamayan kilo kaybı, yutma güçlüğü, kansızlık, dışkıda kan veya siyah renkli dışkılama gibi belirtilerin bulunması durumunda hekime başvurunun geciktirilmemesi gerekiyor”

Yetgin, her kişiye aynı tarama yönteminin veya aynı zamanlamanın uygulanamayacağının altını çizerek, yapılacak incelemelerin kişisel risk değerlendirmesine göre planlanması gerektiğini belirtti.

“Şikâyetim yok” diyerek kontroller ertelenmemeli

Kanserle mücadelede kişinin taşıdığı riskin zamanında fark edilmesinin büyük önem taşıdığını belirten Yetgin, özellikle ailesinde mide veya bağırsak kanseri bulunanların kontrollerini ertelememesi gerektiğini vurguladı.

Yetgin şöyle konuştu:

“Özellikle ailesinde mide veya bağırsak kanseri bulunan kişilerin ‘Benim herhangi bir şikâyetim yok’ diyerek kontrollerini ertelememesi gerekir. Burada amaç herkese aynı işlemi uygulamak değil; kişinin yaşını, aile öyküsünü ve diğer risk faktörlerini değerlendirerek doğru zamanda doğru incelemeyi planlamaktır. Erken evrede tespit edilen hastalıklarda tedavi seçenekleri ve başarı şansı önemli ölçüde artabilmektedir.”

Aile öyküsüne dayalı değerlendirmelerde yalnızca kanserin hangi yakın akrabada görüldüğü değil, tanının hangi yaşta konulduğu ve ailede kaç kişide görüldüğü de önem taşıyabiliyor. Amerikan Kanser Derneği, özellikle genç yaşta tanı alan birinci derece yakınların veya birden fazla etkilenen yakının bulunmasının riski artırabileceğini belirtiyor.

Bu belirtiler göz ardı edilmemeli

Uzun süren veya tekrarlayan karın ağrısı, bağırsak alışkanlıklarında belirgin değişiklikler, dışkıda kan, nedeni açıklanamayan kansızlık, istemsiz kilo kaybı, iştahsızlık, devam eden şişkinlik ve hazımsızlık ile yutma güçlüğü gibi yakınmaların önemsenmesi gerektiğini belirten Yetgin, bu belirtilerin tek başına kanser tanısı anlamına gelmediğini hatırlattı.

Ancak özellikle aile öyküsü bulunan kişilerde bu tür yakınmalar ortaya çıktığında hekim değerlendirmesinin geciktirilmemesi gerektiğini ifade etti.

“Aile öykümüzü değiştiremeyiz ancak riskimizi bilerek hareket edebiliriz”

Op. Dr. Servet Yetgin, erken tanıda bilinçli takibin önemine dikkat çekerek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Aile öykümüzü değiştiremeyiz ancak riskimizi bilerek hareket edebiliriz. Düzenli hekim kontrolleri, kişiye uygun tarama programları ve gerekli durumlarda endoskopi ile kolonoskopi gibi yöntemlerden yararlanılması, mide ve bağırsak kanserlerinin erken tanısında önemli bir avantaj sağlayabilir”

Uzmanların ortak yaklaşımı da taramanın kişiye göre planlanması gerektiği yönünde. Özellikle güçlü aile öyküsü bulunan kişilerde daha erken kolorektal kanser taraması veya genetik değerlendirme gerekip gerekmediğine hekim tarafından karar verilmesi öneriliyor.

EDITÖR

Haber Merkezi