Mısır’ın İskenderiye kenti yakınlarındaki Taposiris Magna Tapınağı’nda ortaya çıkarılan dev yer altı tüneli, Kraliçe VII. Kleopatra ve Mark Antony’nin kayıp mezarına yönelik araştırmaları yeniden gündeme taşıdı. Kayalara oyulan yapının yaklaşık 1305 metre uzunluğa ulaştığı ve yerin 13 metre altında bulunduğu belirtiliyor.
Dominikli arkeolog Kathleen Martinez liderliğindeki ekip tarafından ortaya çıkarılan tünelin yaklaşık 2 metre yüksekliğinde olduğu ve kumtaşı tabakasının içerisinden geçtiği tespit edildi.
Mısır Turizm ve Antik Eserler Bakanlığı, keşfin duyurulduğu dönemde yapının mühendislik özellikleri nedeniyle dikkat çektiğini açıklamıştı.
Antik mühendisliğin dikkat çeken örneklerinden
Tünelin mimari yapısının, Yunanistan'ın Sisam Adası'nda bulunan ve antik dünyanın önemli mühendislik eserlerinden biri kabul edilen Eupalinos Tüneli ile benzerlik gösterdiği belirtiliyor.
Taposiris Magna'daki yapının hangi amaçla inşa edildiği ise henüz kesin olarak belirlenebilmiş değil.
Tünelin bazı bölümlerinin su altında bulunması araştırmaları zorlaştırırken, bölgede geçmişte meydana gelen depremlerin antik yapıların bir bölümünün Akdeniz'in altında kalmasına neden olduğu değerlendiriliyor.
Kleopatra’nın mezarı burada olabilir mi?
Keşfin en fazla merak uyandıran yönünü ise VII. Kleopatra ve Mark Antony'nin mezarlarının bulunması ihtimali oluşturuyor.
Kathleen Martinez, 2000'li yılların ortalarından bu yana Kleopatra'nın mezarının Taposiris Magna bölgesinde bulunabileceği görüşü üzerinde çalışmalar yürütüyor.
Ancak bugüne kadar Kleopatra veya Mark Antony'nin mezarının burada bulunduğunu kanıtlayan kesin bir arkeolojik bulguya ulaşılamadı. Bu nedenle keşfedilen tünelin doğrudan mezara açıldığı iddiası henüz doğrulanmış değil.
Taposiris Magna neden önemli?
İskenderiye'nin batısında bulunan Taposiris Magna, Ptolemaios döneminin önemli dini merkezleri arasında yer alıyor.
Antik yerleşimde bulunan tapınak Osiris ve İsis kültleriyle ilişkilendiriliyor. Kleopatra'nın da İsis'le güçlü bir siyasi ve dini bağ kurduğu biliniyor.
Bölgede gerçekleştirilen önceki kazılarda Kleopatra dönemine ait sikkeler, heykelcikler, mezarlar ve çeşitli arkeolojik eserler gün yüzüne çıkarıldı. Bu bulgular, Martinez'in Kleopatra'nın mezarının bölgede bulunabileceği yönündeki tezinin araştırılmaya devam etmesini sağladı.
Tünelde yeni buluntular ortaya çıkarıldı
Yer altı geçidindeki araştırmalarda dikdörtgen biçimli kireç taşı bloklar ve seramik parçaları da bulundu.
Araştırmacılar, tünelin yalnızca karadaki bölümünü değil, su altında kalan olası devam noktalarını da incelemeye odaklanıyor.
Taposiris Magna çevresindeki kıyı hattının tarih boyunca meydana gelen depremlerden önemli ölçüde etkilendiği biliniyor. Bu nedenle antik kompleksin bazı bölümlerinin bugün Akdeniz sularının altında bulunabileceği değerlendiriliyor.
Gözler Akdeniz’in altında
Araştırmaların ilerleyen aşamalarında su altındaki yapıların ve tünelle bağlantılı olabilecek geçişlerin incelenmesi, bölgenin tarihine ilişkin yeni bilgiler sağlayabilir.
Kleopatra ile Mark Antony'nin mezarlarının nerede bulunduğu ise arkeolojinin uzun süredir çözülemeyen soruları arasında yer alıyor.
Taposiris Magna'daki çalışmalar bu gizemi henüz çözmüş değil. Ancak dev tünel ve bölgede ortaya çıkarılan diğer arkeolojik kalıntılar, Kleopatra'nın son yıllarına ilişkin araştırmalar açısından önemli ipuçları sunmaya devam ediyor.









