Karahan’dan enflasyon ve ekonomi mesajları
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) tarafından bu yıl 19’uncusu düzenlenen Türkiye Yatırım Konferansı’nda ekonominin ve enflasyonun görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
22 Eylül’de gerçekleştirilen konferansta “Enflasyon ve Makroekonomik Görünüm” başlıklı bir sunum yapan Karahan, jeopolitik gelişmelerin yanı sıra iç talep, dış denge ve fiyatlama dinamiklerine ilişkin verileri paylaştı.
Karahan’ın sunumunda, önümüzdeki dönemde enflasyonun seyrinde küresel gelişmeler ile yurt içindeki ekonomik koşulların belirleyici olacağı vurgulandı.
Enerji fiyatlarındaki artış enflasyon üzerinde baskı oluşturuyor
Sunumda, jeopolitik gelişmelerin petrol fiyatlarında yükselişe neden olduğu, rafine ürün marjlarındaki artışın da enerji maliyetleri üzerindeki baskıyı artırdığı belirtildi.
Brent petrolün varil fiyatının savaş öncesinde yaklaşık 72 dolar seviyesinde bulunduğu, 21 Eylül itibarıyla yüzde 39 artışla 101 dolara çıktığı kaydedildi. Savaş döneminde Brent petrolün gördüğü en yüksek seviye ise 118 dolar oldu.
Dizel yakıt fiyatının da savaş öncesindeki 29 dolar seviyesinden 93 dolara yükseldiği ve yüzde 226 oranında artış gösterdiği belirtildi. Dizel fiyatının savaş döneminde ulaştığı en yüksek seviyenin ise 102 dolar olduğu aktarıldı.
TCMB’nin enflasyon görünümüne yönelik riskleri sınırlamak amacıyla para politikasını sıkılaştırdığı belirtilen sunumda, kredi büyümesinin ilkbahar aylarından bu yana belirgin şekilde yavaşladığına dikkat çekildi.
Ekonomik büyümenin de iç talepteki yavaşlamayla birlikte ivme kaybettiği ifade edildi. Buna göre GSYH, 2025’in ikinci çeyreğinde yıllık yüzde 4,8 büyürken, 2026’nın aynı döneminde büyüme yüzde 2,3 olarak gerçekleşti. Yurt içi talepteki yıllık büyüme de aynı dönemde yüzde 5,2’den yüzde 2,2’ye geriledi.
Zayıf talep dezenflasyon sürecini destekliyor
Sunumda dış ticaret dengesindeki iyileşme ve turizm gelirlerindeki güçlü seyrin ekonominin dış dengesi açısından destekleyici olduğu belirtildi.
Ocak-temmuz döneminde turizm gelirleri 2025’te 30,8 milyar dolar seviyesinde bulunurken, 2026’nın aynı döneminde 31 milyar dolara yükseldi.
İç talepteki yavaşlama ve ihracattaki güçlenmenin cari dengeyi desteklediği ifade edilirken, enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon üzerindeki etkisine de dikkat çekildi.
Yüksek enerji fiyatlarının tüketici fiyatları üzerinde hem doğrudan hem de dolaylı baskı oluşturduğu, özellikle ulaştırma hizmetleri enflasyonunda bu etkinin daha belirgin hissedildiği kaydedildi.
Buna karşılık kira enflasyonundaki gerileme ile iç talepteki yavaşlamanın dezenflasyon sürecine katkı sağladığı belirtildi.
Sunumda piyasa katılımcılarının 12 ay sonrası enflasyon beklentisinin eylül ayında yüzde 23,7 olduğu aktarıldı. Reel sektörün ağustos ayındaki enflasyon beklentisi yüzde 32,8, hanehalkının beklentisi ise yüzde 45,6 seviyesinde gerçekleşti.
Karahan, önümüzdeki dönemde enflasyon görünümünün küresel şoklar ve yurt içindeki ekonomik dinamiklerin etkisiyle şekilleneceğini belirtti.
Bu kapsamda arz şokları, talep koşulları ve enflasyon beklentileri üç temel unsur olarak öne çıkarıldı. Enerji fiyatlarında yukarı yönlü risklerin devam ettiği, yurt içindeki gıda arzında iyileşme görülmesine rağmen dış kaynaklı risklerin sürdüğü ifade edildi.
Sunumda ayrıca zayıf talep koşullarının dezenflasyonu desteklediği ve arz şoklarının fiyatlara geçişini sınırladığı belirtildi. Enflasyon beklentilerinin arz şoklarına rağmen kontrol altında kaldığı, ancak son dönemde görülen yükselişin para politikası açısından temkinli olunmasını gerektirdiği vurgulandı.









