İstanbul'a su sağlayan barajlardaki doluluk oranı, yağışların azalması ve yaz aylarında su tüketiminin artmasıyla yüzde 49,94'e geriledi.
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, kentteki barajlarda su seviyesi yaz aylarında yağışların azalması, sıcak hava ve artan tüketimin etkisiyle düşmeye devam ediyor.
BARAJLARDA DOLULUK YÜZDE 50'NİN ALTINA GERİLEDİ
İstanbul'daki barajlar 11 Mayıs'ta yüzde 72,05 ile yılın en yüksek doluluk seviyesine ulaşmıştı. Ancak yaz aylarında yağışların azalması ve su tüketiminin yükselmesiyle doluluk oranı gerilemeye başladı.
14 Ağustos itibarıyla barajlardaki toplam doluluk oranı yüzde 49,94 olarak ölçüldü.
Barajların doluluk oranları Ömerli'de yüzde 71,05, Darlık'ta yüzde 67,7, Elmalı'da yüzde 80,7, Terkos'ta yüzde 42,12, Alibey'de yüzde 48,33 ve Büyükçekmece'de yüzde 35,05 olarak kaydedildi.
Sazlıdere'de doluluk yüzde 28,37, Istrancalar'da yüzde 34,1, Kazandere'de yüzde 22,85, Pabuçdere'de ise yüzde 16,8 seviyesinde bulunuyor.
Op. Dr. Servet Yetgin’den önemli uyarı: “Ailede kanser öyküsü varsa şikâyet olmasını beklemeyin”
Hayat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Servet Yetgin, ailesinde mide veya bağırsak kanseri bulunan kişilerin şikâyet beklemeden risk değerlendirmesi yaptırmasının önemine dikkat çekti.
GİRİŞ 14.08.2026 19:01
14 gösterim
5 dk okuma
Fotoğraf: Op. Dr. Servet Yetgin’den önemli uyarı “Ailede kanser öyküsü varsa şikâyet olmasını beklemeyin”
Hayat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Servet Yetgin, ailesinde mide veya bağırsak kanseri bulunan kişilerin şikâyet beklemeden risk değerlendirmesi yaptırmasının önemine dikkat çekti.
Mide ve bağırsak kanserlerinde erken tanı, tedavi sürecinin en önemli unsurlarından biri olmaya devam ediyor. Özellikle anne, baba veya kardeş gibi birinci derece yakınlarında mide ya da kolorektal kanser öyküsü bulunan kişilerin, herhangi bir şikâyeti olmasa bile kişisel risklerinin hekim tarafından değerlendirilmesi önem taşıyor.
Hayat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Servet Yetgin, aile öyküsünün tek başına kişinin kansere yakalanacağı anlamına gelmediğini ancak tarama ve takip planı oluşturulurken dikkate alınması gereken önemli risk göstergelerinden biri olduğunu söyledi.
Bilimsel kaynaklar da birinci derece yakınında kolorektal kanser bulunan kişilerde riskin arttığını gösteriyor. Amerikan Kanser Derneği, aile öyküsü olan kişilerin standart risk grubundan farklı değerlendirilmesi gerekebileceğini belirtirken, Amerikan Gastroenteroloji Koleji de bazı kişilerde daha erken ve daha sık kolonoskopi yapılmasının gündeme gelebileceğini ifade ediyor.
Mide ve bağırsak kanserleri belirti vermeden ilerleyebilir
Op. Dr. Servet Yetgin, mide ve bağırsak kanserlerinin bazı hastalarda erken dönemde belirgin yakınmalara yol açmadan ilerleyebileceğine dikkat çekti.
Bu nedenle değerlendirme yapılırken yalnızca mevcut şikâyetlere değil; kişinin yaşı, aile öyküsü, daha önce geçirdiği hastalıklar ve diğer risk faktörlerine birlikte bakılması gerektiğini ifade etti.
Mide kanseri açısından da aile öyküsü bilinen risk faktörleri arasında yer alıyor. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü, ailede mide kanseri bulunmasını hastalık riskini artırabilecek unsurlardan biri olarak gösteriyor.
“Aile öyküsü bizim için önemli bir veridir”
Özellikle birinci derece yakınlarda görülen kanserlerin hekime mutlaka bildirilmesi gerektiğini vurgulayan Yetgin, şu ifadeleri kullandı:
“Ailede kanser öyküsünün bulunması, kişinin mutlaka kansere yakalanacağı anlamına gelmez. Ancak risk değerlendirmesinde bizim için önemli bir veridir. Özellikle anne, baba veya kardeş gibi birinci derece yakınlarda mide ya da bağırsak kanseri öyküsü varsa, kişinin standart tarama yaklaşımından farklı ve daha erken bir değerlendirmeye ihtiyaç duyup duymadığı hekim tarafından belirlenmelidir”
Bu nedenle ailede kanser öyküsü bulunan kişilerin tarama zamanlamasını kendi başına belirlemek yerine bir hekimle birlikte kişisel risk profili oluşturması önem taşıyor.
Kolonoskopi erken tanının yanında koruyucu rol de üstlenebiliyor
Kolorektal kanserlerin önemli bir bölümü, bağırsak içerisinde zamanla gelişen bazı poliplerden kaynaklanabiliyor.
Kolonoskopi sırasında kalın bağırsak doğrudan incelenirken uygun görülen poliplerin aynı işlem sırasında çıkarılabilmesi mümkün olabiliyor. Bu özellik, kolonoskopiyi yalnızca kanserin erken tespiti açısından değil, bazı kanser öncüsü oluşumların ortadan kaldırılması açısından da önemli hale getiriyor.
Amerikan Kanser Derneğine göre kolorektal kanserlerin büyük bölümü adenokarsinomlardan oluşuyor ve bazı kolorektal kanserler zaman içinde poliplerden gelişebiliyor. Ortalama risk grubundaki yetişkinler için taramanın 45 yaşında başlaması önerilirken, aile veya kişisel öykü nedeniyle yüksek risk taşıyan kişilerde yaklaşım değişebiliyor.
“Henüz kansere dönüşmemiş bazı polipler çıkarılabilir”
Op. Dr. Servet Yetgin, kolonoskopinin sağladığı avantajı şöyle anlattı:
“Kolonoskopinin en önemli avantajlarından biri, henüz kansere dönüşmemiş bazı poliplerin tespit edilerek çıkarılabilmesidir. Bu nedenle özellikle risk grubundaki bireylerde tarama zamanlamasının doğru belirlenmesi son derece önemlidir. Üst gastrointestinal endoskopi ise yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağının doğrudan görüntülenmesine olanak sağlıyor. Hekimin gerekli görmesi halinde şüpheli alanlardan biyopsi alınarak patolojik inceleme yapılabiliyor. Özellikle ailede mide kanseri öyküsü bulunan kişilerde risk faktörlerinin değerlendirilmesi, uzun süren mide şikâyetleri, açıklanamayan kilo kaybı, yutma güçlüğü, kansızlık, dışkıda kan veya siyah renkli dışkılama gibi belirtilerin bulunması durumunda hekime başvurunun geciktirilmemesi gerekiyor”
Yetgin, her kişiye aynı tarama yönteminin veya aynı zamanlamanın uygulanamayacağının altını çizerek, yapılacak incelemelerin kişisel risk değerlendirmesine göre planlanması gerektiğini belirtti.
“Şikâyetim yok” diyerek kontroller ertelenmemeli
Kanserle mücadelede kişinin taşıdığı riskin zamanında fark edilmesinin büyük önem taşıdığını belirten Yetgin, özellikle ailesinde mide veya bağırsak kanseri bulunanların kontrollerini ertelememesi gerektiğini vurguladı.
Yetgin şöyle konuştu:
“Özellikle ailesinde mide veya bağırsak kanseri bulunan kişilerin ‘Benim herhangi bir şikâyetim yok’ diyerek kontrollerini ertelememesi gerekir. Burada amaç herkese aynı işlemi uygulamak değil; kişinin yaşını, aile öyküsünü ve diğer risk faktörlerini değerlendirerek doğru zamanda doğru incelemeyi planlamaktır. Erken evrede tespit edilen hastalıklarda tedavi seçenekleri ve başarı şansı önemli ölçüde artabilmektedir.”
Aile öyküsüne dayalı değerlendirmelerde yalnızca kanserin hangi yakın akrabada görüldüğü değil, tanının hangi yaşta konulduğu ve ailede kaç kişide görüldüğü de önem taşıyabiliyor. Amerikan Kanser Derneği, özellikle genç yaşta tanı alan birinci derece yakınların veya birden fazla etkilenen yakının bulunmasının riski artırabileceğini belirtiyor.
Bu belirtiler göz ardı edilmemeli
Uzun süren veya tekrarlayan karın ağrısı, bağırsak alışkanlıklarında belirgin değişiklikler, dışkıda kan, nedeni açıklanamayan kansızlık, istemsiz kilo kaybı, iştahsızlık, devam eden şişkinlik ve hazımsızlık ile yutma güçlüğü gibi yakınmaların önemsenmesi gerektiğini belirten Yetgin, bu belirtilerin tek başına kanser tanısı anlamına gelmediğini hatırlattı.
Ancak özellikle aile öyküsü bulunan kişilerde bu tür yakınmalar ortaya çıktığında hekim değerlendirmesinin geciktirilmemesi gerektiğini ifade etti.
“Aile öykümüzü değiştiremeyiz ancak riskimizi bilerek hareket edebiliriz”
Op. Dr. Servet Yetgin, erken tanıda bilinçli takibin önemine dikkat çekerek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Aile öykümüzü değiştiremeyiz ancak riskimizi bilerek hareket edebiliriz. Düzenli hekim kontrolleri, kişiye uygun tarama programları ve gerekli durumlarda endoskopi ile kolonoskopi gibi yöntemlerden yararlanılması, mide ve bağırsak kanserlerinin erken tanısında önemli bir avantaj sağlayabilir”
Uzmanların ortak yaklaşımı da taramanın kişiye göre planlanması gerektiği yönünde. Özellikle güçlü aile öyküsü bulunan kişilerde daha erken kolorektal kanser taraması veya genetik değerlendirme gerekip gerekmediğine hekim tarafından karar verilmesi öneriliyor.