İran, nükleer dosyasının Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu tarafından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) taşınmasına sert tepki gösterdi. Tahran yönetimi, nükleer yükümlülüklerini ihlal ettiği yönündeki suçlamaları reddederek kararın siyasi olduğunu savundu.
UAEA’nın 35 üyeli Yönetim Kurulu, 9 Eylül’de kabul ettiği kararla İran’ın nükleer yükümlülüklerine uymadığı gerekçesiyle dosyanın BMGK’ya bildirilmesini istedi. Karar, İran’ın yaklaşık 20 yıl sonra ilk kez bu gerekçeyle Güvenlik Konseyi’ne bildirilmesi anlamına geliyor.
İran: “Tamamen dayanaksızdır”
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, UAEA Yönetim Kurulu’nun kararının ardından yaptığı açıklamada Tahran’ın nükleer faaliyetlerinin uluslararası yükümlülüklerle uyumlu olduğunu savundu.
Bekayi, “İran'ın nükleer dosyasının Güvenlik Konseyi'ne gönderilmesi tamamen dayanaksızdır” dedi.
İran, özellikle nükleer tesislere yönelik saldırıların ardından UAEA’nın denetim faaliyetlerinde yaşanan sorunların sorumluluğunun Tahran’a yüklenemeyeceğini öne sürüyor.
Karar 23 oyla kabul edildi
UAEA Yönetim Kurulu’ndaki oylamada karar 23 ülkenin desteğiyle kabul edildi. Çin, Rusya ve Nijer karşı oy kullanırken sekiz ülke çekimser kaldı, bir ülke ise oy kullanmadı. Karar ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya tarafından gündeme getirildi.
UAEA’nın temel gerekçelerinden biri, İran’daki daha önce bildirilmemiş bazı noktalarda tespit edilen uranyum izlerine ilişkin uzun süredir devam eden soruşturmalarda yeterli iş birliği sağlanamadığı görüşü oldu.
Ajans ayrıca İran’ın nükleer tesislerine ve zenginleştirilmiş uranyum stoklarına ilişkin güncel bilgilere erişiminin sınırlı kaldığını belirtiyor.
Bekayi: “ABD ve İsrail’i kınardı”
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, UAEA’nın tarafsız davranmadığını ileri sürerek ABD ve İsrail’i hedef aldı.
Bekayi, “Eğer Ajans zerre kadar adil olsaydı, Amerika ve İsrail'in yaptığı bu açık ihlalleri kınardı” ifadelerini kullandı.
Tahran, ABD ve İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırılarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunurken, denetim faaliyetlerinde yaşanan aksamaların da bu saldırılardan kaynaklandığını belirtiyor.
UAEA İran’dan nükleer tesislere erişim istiyor
UAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi, son Yönetim Kurulu toplantısında İran’ın nükleer materyallerinin ve tesislerinin mevcut durumu hakkında yeterli bilgi sağlanamadığını açıklamıştı.
Grossi, UAEA müfettişlerinin bazı kritik tesislerde yerinde doğrulama gerçekleştiremediğini ve İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun durumuna ilişkin belirsizlik bulunduğunu belirtmişti.
İran ise denetimlerin aksamasının ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırıların yarattığı güvenlik koşullarıyla bağlantılı olduğunu savunuyor.
Viyana’daki İran temsilciliğinden ABD’ye suçlama
İran’ın Viyana’daki Uluslararası Kuruluşlar Nezdindeki Daimi Temsilciliği de UAEA kararına tepki gösterdi.
Temsilcilik tarafından yapılan açıklamada, “Geçmiş dönemlerde alınan bu tarz kararlar diplomatik çözüm yollarını işaret ediyordu. Ancak gelinen noktada ABD yönetimi, doğrudan askeri güce başvurarak barışçıl amaçlı nükleer tesislerimizi bombalama yolunu seçti.” ifadelerine yer verildi.
Tahran yönetimi, nükleer programının barışçıl amaçlı olduğunu vurgulamayı sürdürürken Batılı ülkeler İran’ın UAEA ile tam iş birliği yapması gerektiğini savunuyor.
İran’ın nükleer dosyasında yeni diplomatik aşama
Dosyanın BMGK’ya taşınması doğrudan yeni yaptırımlar uygulanacağı anlamına gelmiyor. Ancak karar, İran’ın nükleer programına ilişkin uluslararası baskının artırılması açısından önemli bir diplomatik adım olarak değerlendiriliyor.
BMGK’da İran konusunda atılabilecek olası yeni adımlarda Rusya ve Çin’in tutumu kritik olacak. Her iki ülke de UAEA Yönetim Kurulu’ndaki son karara karşı oy kullandı.
İran ile Batılı ülkeler arasındaki nükleer anlaşmazlığın bundan sonraki aşamasında UAEA denetçilerinin tesislere erişimi, zenginleştirilmiş uranyum stoklarının doğrulanması ve BMGK’da atılacak olası adımlar yakından izlenecek.








