Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Orta Doğu’da tansiyon düşmek bilmezken, İsrail ve ABD’nin İran üzerindeki karanlık planları bir bir deşifre oluyor. Savaş meydanında İran’ın direncini kıramayan ve hedeflerine ulaşamayan kirli ittifak, şimdi de “iç kaos” senaryosunu masaya sürdü. Sivil altyapıyı hedef alarak halkı yönetime karşı kışkırtmayı amaçlayan bu yeni strateji, “İran’da bir iç savaş çıkarılabilir mi?” sorusunu gündeme getirdi.
Orta Doğu’da kartlar yeniden karılırken, savaş meydanında istedikleri sonucu alamayan ABD ve İsrail ittifakı, bölgeyi ateşe atacak en tehlikeli hamlesini yaptı.
TAHRAN’DAN 10 MADDELİK ATEŞKES YANITI
İran’ın savaşma azmini kıramayan şer odakları, suikast ve saldırılardan umduğunu bulamayınca “iç savaş” kartını devreye soktu. Sivil yerleşim yerlerini ve ülkenin can damarı olan altyapı tesislerini hedef alarak halkı yönetime karşı kışkırtmayı amaçlayan bu kirli strateji, uzmanlar tarafından “yeni bir Vietnam bataklığı” olarak nitelendiriliyor.
MOSSAD VE CIA’DE İSTİHBARAT KRİZİ
İşte savaşın gidişatını değiştirecek o çarpıcı detaylar ve İran halkını sokağa dökmek için kurulan hain kumpasın perde arkası…
ABD VE İSRAİL’DEN İRAN’DA KİRLİ OYUN
SAVAŞIN BİRİNCİ AYINDA HEDEFLER ÇÖKTÜ: SUİKASTLAR SONUÇ VERMEDİ
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırı dalgasının arkasında yatan asıl ajanda gün yüzüne çıktı.
Söz konusu saldırıların İran’daki sokak protestolarının hemen ardından gelmesi dikkat çekerken, birçok otoriteye göre bu hamlenin temelinde İran liderini ve üst düzey devlet yetkililerini etkisiz hale getirerek bir rejim değişikliği tetiklemek yatıyordu.
Ancak savaşın üzerinden bir aydan fazla bir süre geçmesine rağmen, ne askeri hedeflere ulaşılabildi ne de İran yönetiminde planlanan o sarsıntı yaşandı. Direnişin kırılmaması üzerine Washington ve Tel Aviv hattında strateji değişikliğine gidilerek “toplumsal kaos” planı en acımasız haliyle masaya sürüldü.
SİVİL YERLEŞİM YERLERİ BİLİNÇLİ OLARAK BOMBALANIYOR
Saha operasyonlarında İran’ın iradesini kıramayan işgalci zihniyet, hedefini doğrudan sivillere çevirdi. Yaşanan insani dramı ve saldırıların arka planını değerlendiren Orta Doğu araştırmacısı Prof. Dr. Kaya Tuncer Çağlayan, “Sivil yerleşim alanlarının bombalanmasıyla; gıdaya erişemeyen, can güvenliğinden endişe eden, sağlık hizmeti alamayan ve karanlıkta kalan insanlar ya kendilerini daha güvende hissettikleri bölgelere göç edecek, ancak bu süreçte yaşam konforlarını kaybedecek ya da bulundukları şehirlerin yerel ve genel yöneticileri üzerinde ciddi bir baskı oluşturacak” ifadelerini kullandı.
Sivil yerleşim alanlarının bombalanmasıyla; gıdaya erişemeyen, can güvenliğinden endişe eden, sağlık hizmeti alamayan ve karanlıkta kalan insanlar ya kendilerini daha güvende hissettikleri bölgelere göç edecek, ancak bu süreçte yaşam konforlarını kaybedecek ya da bulundukları şehirlerin yerel ve genel yöneticileri üzerinde ciddi bir baskı oluşturacak”
(Fotoğraf: ahaber.com.tr – Ekran görüntüsü)
Çağlayan, saldırıların stratejik bir “zorlama” aracı olduğuna dikkat çekerek, “Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, halkı ikna yoluyla harekete geçiremeyince zorlayarak sokağa çıkmaya yönlendiriyor. Bu nedenle sivil yerleşim alanlarının hedef alındığını düşünüyorum” dedi.
“Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, halkı ikna yoluyla harekete geçiremeyince zorlayarak sokağa çıkmaya yönlendiriyor. Bu nedenle sivil yerleşim alanlarının hedef alındığını düşünüyorum”
HALKIN TEMEL İHTİYAÇLARI SAVAŞ ARACINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ.
İran halkını kendi yönetimine karşı isyana zorlamak amacıyla su barajlarından elektrik santrallerine kadar kritik altyapılar hedef alındı.
ESKİ CIA AJANI PHİL GİRALDİ’DEN ABD-İSRAİL-İRAN SAVAŞINA DİKKAT ÇEKEN UYARI
Hain planın işleyişini anlatan Orta Doğu araştırmacısı Prof. Dr. Kaya Tuncer Çağlayan, “Buradaki amaç; elektrik sağlayan santraller, su temin eden barajlar ve sağlık hizmeti sunan merkezleri vurarak sivil altyapıyı kullanılamaz hale getirmek ve böylece halkın temel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma düşmesini sağlamaktır. Bu da İran örneğinde, halkın kendi yönetimine karşı bir isyana yönelmesine zemin hazırlamaktadır.” dedi.
“Buradaki amaç; elektrik sağlayan santraller, su temin eden barajlar ve sağlık hizmeti sunan merkezleri vurarak sivil altyapıyı kullanılamaz hale getirmek ve böylece halkın temel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma düşmesini sağlamaktır. Bu da İran örneğinde, halkın kendi yönetimine karşı bir isyana yönelmesine zemin hazırlamaktadır.”
Saldırıların zamanlamasına da dikkat çeken Çağlayan, “İran halkının daha önce Ocak ya da Aralık-Ocak döneminde olduğu gibi yeniden sokaklara dökülmesini sağlamak, rejimi zorlamak ve alaşağı etmek gibi bir hedef güdülüyor.” sözleriyle, halkın en zor şartlarda sokağa yönlendirilmesinin amaçlandığını ifade etti.
“İran halkının daha önce Ocak ya da Aralık-Ocak döneminde olduğu gibi yeniden sokaklara dökülmesini sağlamak, rejimi zorlamak ve alaşağı etmek gibi bir hedef güdülüyor.”
ABD İÇİN “VİETNAM” SENARYOSU: YA ATEŞKES YA BATAKLIK
İran’ın tarih boyunca sergilediği direnç kültürü, ABD’nin hesaplarını zorlayacak gibi görünüyor. İran halkının zorluklar karşısındaki dayanıklılığına dikkat çeken Orta Doğu araştırmacısı Prof. Dr. Kaya Tuncer Çağlayan, “Zorluklara karşı dayanma ve direnç gösterme, İran’ın tarihinde güçlü bir şekilde yer alıyor. Bu açıdan baktığımızda İran’ın bu süreci daha dirençli şekilde atlatacağını düşünüyorum.” dedi.
“Zorluklara karşı dayanma ve direnç gösterme, İran’ın tarihinde güçlü bir şekilde yer alıyor. Bu açıdan baktığımızda İran’ın bu süreci daha dirençli şekilde atlatacağını düşünüyorum.”
ABD’NİN İRAN’DAN KAYIP PİLOTUNU KURTARMA OPERASYONU KRİZE DÖNÜŞTÜ
ABD’nin köşeye sıkıştığını ve önünde iki seçenek bulunduğunu belirten Çağlayan, “Amerika Birleşik Devletleri ya İran’ın bazı şartlarını kabul ederek ateşkesi zorlayacak ya da Vietnam’a dönüşme potansiyeli taşıyan bir kara harekâtına girişecek. İkinci seçeneğin şu an daha fazla gündemde olduğu görülüyor.” ifadeleriyle, olası bir karasal savaşın Washington için ağır sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.
“Amerika Birleşik Devletleri ya İran’ın bazı şartlarını kabul ederek ateşkesi zorlayacak ya da Vietnam’a dönüşme potansiyeli taşıyan bir kara harekâtına girişecek. İkinci seçeneğin şu an daha fazla gündemde olduğu görülüyor.”
ÜÇ STRATEJİK CAN DAMARI: PETROL, ELEKTRİK VE DOĞAL GAZ
Saldırıların yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda İran’ın savunma kapasitesini zayıflatmaya yönelik teknik bir boyut taşıdığına dikkat çekildi. Orta Doğu araştırmacısı Prof. Dr. Taner Tunç, hedef alınan altyapıların kritik önemini, “Elektrik, petrol, doğalgaz ve sanayi altyapıları doğrudan hedef alınıyor. Petrol, ordunun yakıt ihtiyacını karşılıyor. Elektrik; radarların, savunma sistemlerinin, sağlık ve eğitim altyapısının çalışmasını sağlıyor. Doğalgaz ve sanayi altyapısı ise üretimi destekliyor. Bu üç can damarı kesilmeye çalışılıyor.” sözleriyle anlattı.
“Elektrik, petrol, doğalgaz ve sanayi altyapıları doğrudan hedef alınıyor. Petrol, ordunun yakıt ihtiyacını karşılıyor. Elektrik; radarların, savunma sistemlerinin, sağlık ve eğitim altyapısının çalışmasını sağlıyor. Doğalgaz ve sanayi altyapısı ise üretimi destekliyor. Bu üç can damarı kesilmeye çalışılıyor.”
İSRAİL, İRAN FÜZELERİYLE YERLE BİR
İran halkının birlik ruhunu zayıflatmayı amaçlayan saldırıların, askeri ve sivil kapasiteyi eş zamanlı hedef aldığı değerlendiriliyor. Operasyonun iki temel boyutunu açıklayan Orta Doğu araştırmacısı Prof. Dr. Taner Tunç, “İlk olarak askeri unsurları etkisiz hale getirmek ve altyapıya yönelik saldırılarla askeri gücü dolaylı biçimde çökertmek hedefleniyor.” dedi.
İlk olarak askeri unsurları etkisiz hale getirmek ve altyapıya yönelik saldırılarla askeri gücü dolaylı biçimde çökertmek hedefleniyor.”
Sürecin ikinci aşamasının doğrudan toplumsal baskıyı artırmaya yönelik olduğunu belirten Tunç, “İkinci olarak İran halkı üzerinde yoğun bir baskı kuruluyor. Bu baskının, ülke içinde kargaşayı tetiklemesi ve nihayetinde bir rejim değişikliğine zemin hazırlaması amaçlanıyor.” ifadelerini kullandı.
İkinci olarak İran halkı üzerinde yoğun bir baskı kuruluyor. Bu baskının, ülke içinde kargaşayı tetiklemesi ve nihayetinde bir rejim değişikliğine zemin hazırlaması amaçlanıyor.
Bu çerçevede, saldırıların nihai hedefinin İran’ı içten zayıflatmak olduğu değerlendirilirken, gözler tüm bu baskı ve gelişmelere karşı Tahran yönetiminin nasıl bir yol izleyeceğine çevrildi.