CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Yunan gazeteci Maduro fotoğrafını kullanarak bir şeyler söylüyor. Değil Cumhurbaşkanını; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir tek vatandaşını Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın önünden alıp götürmeye kalkan varsa hodri meydan. Biz ülkemizde ne seçilmişe dokundururuz ne seçene dokundurturuz. Bir vatandaşın saçına dokunacaksın orada karşında bizi bulacaksın. Aklını başına alacaksın” dedi. Özel, Atatürk ile Yunan komutan Trikupis’in arasında geçen anektodu da paylaştı
TBMM’de, CHP grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, gündeme ilişkin özetle şu açıklamalarda bulundu:
“Türkiye’nin dört bir yanından toplantımızı şereflendiren misafirlerimiz hepiniz hoş geldiniz. 2025 yılı ülkemiz ve milletimiz için çok zor bir yıl oldu. Bir kere daha 86 milyon yurttaşımızın yeni yılını kutluyor; sağlık, huzur ve mutluluk diliyorum.
Ekonomide maalesef çok zor geçecek bir yıla girdik. Kimden ne alınacağını kime ne verileceğini karara bağladılar. 15.16 Trilyon lira vergi ödeyeceğiz, saniyede millet olarak 500 bin TL vergi ödeyeceğiz. Bu vergiyi asgari ücretli ile milyarder aynı vergiyi ödeyeceğiz. Verginin sadece yüzde 11’ini alması gerekenden alacaklar. Bütün yatırımlara ayrılan paranın iki katını faize ödüyorlar. Cumhuriyet tarihinin en fazla faiz ödemesi yapılacak. Kimse bu yılın geçen yıldan iyi olacağına inanmasın. Bu milletin durumunun geçen yıldan iyi olması için milletin sandığa gitmesi gerekir.
Açlık sınırı 30 bin TL ve asgari ücreti 28 bin TL ilan ettiler. Cumhuriyet tarihinde ilk kez asgari ücret ilan edildiğinde, açlık sınırının altında ilan edildi. Ev kirası zam oranı yüzde 34, emekliye yapılan zam oranı ise yüzde 12’dir. 18 bin 975 lira ilan edildiği gün açlık sınırının üçte ikisindedir. AK Parti gelmeden önce en düşük emekli maaşı, 1.5 asgari ücretti. Yani emekliye 42 bin TL para vermeleri gerekir. Emekliler sefalet rakamına mahkum edildiler.
2002 yılında emekli maaşı 257 et döner alıyordu, bugün 38 dönere düşmüş durumda. Altın hesabı değişti diyor ya, bak bu da 100 gram et döner üzerinden hesap. Asgari ücretli 184 et döner alırken şimdi 56 et döner alabiliyor. İktidar, emekliye ve çalışana geçim garantisi vermiyor. Emekli ettiğin kişiye 8 çeyrek alırken, 1.5 çeyrek altın veren bu iktidardır. 65 yaş üstü aylığı, engelli aylığı daha da kötü durumda.
Emekliyi bu halde bırakamayız AK Parti’ye sesleniyorum seyyanen zam yapmak gerekir. Gelin bu hafta bu ayıbı temizleyelim. Erdoğan diyor ki dün, ‘Biz gelmeden KYK kredisi 45 liracıktı biz onu 4 bin lira yaptık’ diyor. 45 liracık, 30 lira olan çeyrek altından 1.5 tane alıyordu. Bugün 1.5 çeyrek altın 16 bin lira yapıyor, Erdoğan’ın verdiği para ise 4 bin lira. Gençlere verdiği parayla 8 et döner, 16 tavuk dönerle bittiğini söylüyor. Berbat dedikleri koalisyon döneminde KYK bursu 45 et döner alırken, şimdi 8 et döner alabiliyor.
CHP olarak 2025 yılını çok önemli bir mücadele ile geride bıraktık. Tek başımıza değil tüm muhalefet partileriyle, milletimizle verdik. 2025’in enflasyon hedefi yüzde 17’ydi ne oldu da bu hale geldi memleket. 19 Mart’ta milli iradeyi küçük gören birisinin, Cumhuriyetimizin bir sonraki Cumhurbaşkanına haksızca kullandığı talimatlarla bir sivil darbe oldu. 160 milyar dolarımız darbeye gitti. Bulamadığı kaynak, 19 Mart’tan sonra yaktığı paradır.
Bugün kredi kartından çektiği paranın asgarisini ödeyip, o kartın altında ezilmemizin sebebi 19 Mart’tır. Kuvvetler ayrılığının olduğu ülkelerde çift rakamlı faiz yoktur. Türkiye’yi getirdikleri hal ortadadır. Türkiye’de yargıya güven yüzde 18’e düşmüş durumdadır. Yargı bağımsızlığının tartışmalı olduğu ülkede AYM kararlarına uymayanlar AYM’yi de itibarsızlaştırmışlardır. AYM üyelerinin tamamı AK Parti döneminde atanmıştır ve o mahkemenin bile ‘dur artık’ dediği ortamda AYK kararlarına uyulmamaktadır.
Tayfun Kahraman, 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’ni tanımadığı için içerde tutuldu. En son hastalığı MS’ten 7 kez atak geçirdi. 15 metrekare odada 4 jandarma ile hastane odasında yatıyor Tayfun. Bina prefabrikmiş buradan firar edebilirmiş diye jandarmalarla tutuyorlar. Onun mecali yok. Bunu en sevmediği insana bile yapacak bir tek kişi bu salonda yok. Bu haksızlığa AK Parti ya da MHP içinde susacak bir tane insan yok. Çünkü bu millet böyle bir millettir.
Ak Parti iktidarına, Adalet Bakanı’na, vicdanı olan herkese söylüyorum bu adamın malvarlığına bir bakın. Güveniyorsan savcına, güveniyorsan iddianamene, canlı yayında yargılanmayı yayınlayın. Bu iktidarı zulümle sürdüremezsin, adaletten saparsan bu milletin gönlünden düşersin. Bıçak kemiğe dayanmıştır. Bundan sonra atılacak her adım AK Parti’nin tarih önündeki sorumluluğunu daha da artıracaktır. Bu kadar adaletsizliğe ortak olmak istemiyorsanız oradan ayrılacaksınız. Yürümeyin artık bunların peşinden, bırakın bunları.
Trump yönetimi bir başka ülkeye tek başına gitti askeri müdahalede bulundu. Maduro, sürüklenerek paketlenerek kaçırıldı ABD’ye götürüldü. New York sokaklarında araçla gezdirilerek teşhir edildi bir ülkenin onuruyla oynandı. Dünya düzenini tehdit eden bir haydutluğun tam ortasındayız. Bu çıldırmışlığa karşı durmalıdır. Aksi takdirde dünya savaşından sonra dizini dövdüğü gibi dizini dövecektir. İşine geldi mi BM’de olacaksın işine geldi mi bir ülkenin başkanını gece uykusundan kaldırıp kaçıracaksın. Bu mevzuda da ilk andan bu yana susmadık. Bu haydutluğa karşı sessiz kalmayacağız, kalmamalıyız.
Ne yapılacaksa BM çatısı altında yapılmalıydı. Maduro haksızlık yaparken Sayın Erdoğan, ‘Canım kardeşim’ diyordu. Maduro 20 bin kişiyi cezaevlerine attı ben onu savunmuyorum. Biz Maduro’nun otokrat olmasını değil, dünyanın barışını, huzurunu savunmamız gerekir. Trump gibiler karşısında sustukça büyürler. Biz Trump gibileri nasıl püskürttüğü bilinen bir ülkeyiz, herkes ayağını denk alsın.
Dünya Erdoğan’a döndü baktı, 48 saat tık yok. Ne zaman tepki ayyuka çıktı, dün çıkmış, ’11 bin kilometre ötemizde müessif bir hadise vuku buldu’ diyor. ABD’yi, Trump’ı kınayamadı. Trump, Maduro’ya ‘Türkiye’ye git diyor’, şimdi soruyorum, sen bunu biliyor muydun bilmiyor muydun, sen buna nasıl evet dedin. Trump’a ‘sen kim oluyorsun da benim yönettiğim ülkeye sen birini getirip yerleştiriyorsun’ demiyorsun. Arada nasıl bir hukuk varsa 200 ülke arasında aklına Türkiye geliyor Trump’ın. Sayın Erdoğan susarak, mış gibi yaparak bu işin içinden çıkamazsın.
CHP’nin dış politikasının omurgasız olduğunu söylüyor Erdoğan. Erdoğan’ın nasılmış omurgalı siyaseti. Rus uçağı düşürüldü bu tarafsız Cumhurbaşkanıydı, ‘talimatı ben verdim’ dedi. Suriye’de 34 askerimiz şehit oldu. Bunun üzerine Rusya’ya özür mektubu iletildi. Aracılıklar edildi kapıda 2 dakika bekledi Rus tv’si bunların sayaç saydığını gösterdi. Benim onurum incindi o utanmadı.
Rahip Buronson, ‘Vermezsen papazı, bu can bu bedende durdukça alamazsın benden papazı’ dedi. Trump, sabah bir telefon açtı, akşama birlikte Trump ile Brunson Oval Ofis’te beraber kahve içtiler.
İsveç ve Finlandiya, NATO’ya girecek, ‘Ben varken giremezler’ dedi. İki ülke de NATO’ya girdi ilk imzayı da Tayyip Erdoğan attı. Erdoğan da para bitti, Birleşik Arap Emirlikleri kralı geldi. Ben kardeşime böyle sarılmamıştım.
Cemal Kaşıkçı’yı İstanbul’da kıtır kıtır kestiler asitle erittiler. ‘Bunlar cani, onları burada yargılayacağız’ dedi. Sonra kendi elleriyle dava dosyasını Suudi Arabistan’a gönderdi. Bana 5 dakikalık randevu hatırlatması yapıyor. Şu anki ABD Dışişleri Bakanı, ‘Trump’tan 5 dakika randevu almak için yalvarıyorlar sonra da konuşuyorlar’ dedi.
Ben diyorum ama o diyemiyor. Çünkü beklentisi var ama değil Trump, ABD’nin tüm başkanları mezarından kalksa da engelleyemezler. Bu millet seni yollayacaksa yollayacak. S-400’de geri adım atmam dedi. Şimdi Putin’e geri verebilir miyim diyor. Ben omurgalı dış politika yapıyorum kimse demesin.
Ama dışarıdan da birisi, Yunan gazeteci Maduro fotoğrafını kullanarak bir şeyler söylüyor. Değil Cumhurbaşkanını; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir tek vatandaşını Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın önünden alıp götürmeye kalkan varsa hodri meydan. Biz ülkemizde ne seçilmişe dokundururuz ne seçene dokundurturuz. Bir vatandaşın saçına dokunacaksın orada karşında bizi bulacaksın. Aklını başına alacaksın. O Yunanlı gazeteci kardeşime bir şey anlatayım:
Kurtuluş Savaşı’nda Yunan Ordusu’nun komutanı Trikupis birlikleriyle çekilirken Uşak’ta esir alınıyor. Bir çadıra konuyor, Mustafa Kemal geliyor. Ayağa kalkıyor Trikupis. Mustafa Kemal diyor ki: ‘sen esir değilsin bir ordunun komutanısın, sen burada bir esir değilsin misafirsin’. Bu orduyla neden manevra yapmadınız diye soruyor Mustafa Kemal sonra. Trikupis diyor ki: ‘siz cephenin en önündeydiniz, savaşın ortasındaydınız. Bizim komutanımız ise İzmir’de geminin içindeydi. Elbette savaşı siz kazanacaktınız. O Trikupis her yıl Atatürk için saygı duruşunda bulundu. Yunanlı gazeteci sen kime konuşuyorsun?
Son olarak 19 Mart’ta açıkladığımız boykot listesiyle ilgili tertemiz bir sayfa açıyoruz. Herkes işini layıkıyla yapsın.”
Bakan Yerlikaya: 14 il merkezli ‘Silah ve Mühimmat Kaçakçılığı operasyonunda, 202 şüpheli yakalandı
Bakan Yerlikaya: 14 il merkezli ‘Silah ve Mühimmat Kaçakçılığına’ yönelik son 2 haftadır jandarmamız tarafından düzenlenen operasyonlarımızda; 398 adet ruhsatsız tabanca, 175 adet ruhsatsız av tüfeği, 32 adet uzun namlulu tüfek ele geçirdik. 202 şüpheliyi yakaladık. 4 adet kaçak silah imalathanesini deşifre ettik. (DHA)