Yeşilçam Efsanesi İzzet Günay'la Zamansız Bir Sohbet

Yeşilçam'ın parlayan yıldızı İzzet Günay, unutulmaz anıları, koleksiyon tutkusu ve hayatın sırlarını bizimle paylaştı.

İstanbul'un Nostaljik Günlerinde

İstanbul'un Salacak semtinde dünyaya gelen Günay, çocukluğunun geçtiği kıyı kasabasını keyifle anlattı. Mahalle aralarında gezme, karartmalar ve savaşın izleri, o dönemin canlı bir tablosunu sundu.

Tiyatrodan Sinemaya Geçiş

1957 yılında Haldun Dormen Tiyatrosu'nda başlayan tiyatro yolculuğu, Günay'a sinema kapılarını da araladı. 1959'da "Kırık Plak" filmindeki rolüyle kamera karşısına geçti ve Zeki Müren'le tanışma fırsatı yakaladı.

Kahkaha dolu başlangıç Kahkaha dolu başlangıç

Altın Portakal'la Başlayan Başarı Öyküsü

1964 yılında "Ağaçlar Ayakta Ölür" filmiyle Altın Portakal'da "En İyi Erkek Oyuncu" ödülünü kazanan Günay, Türk sinemasının en parlak isimleri arasında yerini aldı.

Unutulmaz "Dört Yapraklı Yonca"

Yeşilçam'ın efsanevi "Dört Yapraklı Yonca"sı hakkında konuşan Günay, Türkan Şoray, Fatma Girik, Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın'ın yeteneklerini ve çalışma ahlaklarını övdü.

Hayatın Sırları: Hafıza ve Sağlık

90 yaşına yaklaşan Günay, keskin hafızasının ve canlılığının sırrını bulmaca çözme, sürekli öğrenme ve spor yapma alışkanlıklarına bağladı. Kahvaltı etmemek gibi alışılmadık yaşam tarzı da dikkat çekti.

Koleksiyonculuk: Bilginin Peşinde

Pul, madalyon ve deniz kabuğu koleksiyonculuğuna tutkuyla bağlı olan Günay, bu merakını araştırmalarla derinleştirerek bir bilgi zenginliği yarattığını ifade etti.

Kadınlar: Yaşamının Temelleri

Annesine sonsuz saygı duyan Günay, hayatında önemli bir yere sahip olan kadınları övdü. Sırtını dayadığı eşleri ve kadınların desteğiyle hayatının zorluklarını aştığını vurguladı.

Modern Türkiye'nin Oyuncularına Bir Mesaj

Yeni nesil oyuncuların yeteneklerini takdir eden Günay, onlara zirveye yaklaşmanın doruğu yükselttiği konusunda uyarıda bulundu. Kendilerini geliştirmeyi ve finansal olarak güvene almayı tavsiye etti.

Kaynak: rss