Mudanya’da imar barışı mağdurları ve köylüler, belediyenin yıkım kararlarına karşı sokağa dindi. “Devlet vatandaşına tuzak kuramaz” diyen grup, 10 milyon yapıyı ilgilendiren sorun için Ankara’dan çözüm bekliyor.
Bursa’nın Mudanya ilçesinde, imar planları ve yapı kayıt belgeleri iptal edilen vatandaşlar bir araya gelerek basın açıklaması düzenledi. İstiklal Marşı ile başlayan etkinlikte, milyonlarca yapıyı ilgilendiren yıkım tehdidine karşı sert mesajlar verildi.

Açıklamada, 2018 yılında hayata geçirilen “İmar Barışı” düzenlemesinin ardından yaşanan süreçteki hatalara dikkat çekildi. Konuşmacı, devletin vatandaşı yanlış yönlendirdiğini savunarak şu ifadeleri kullandı:

2014 yılında yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası’nın köylüyü mağdur ettiği belirtildi. İmar planlarının zamanında yapılmamasının bedelini köylünün ödediği vurgulandı:
Sık sık “Yıkıma hayır!” ve “Dozerle değil, çözümle gelin!” sloganlarının atıldığı açıklamada, çözüm önerileri ve talepler şu şekilde sıralandı:
Açıklamanın sonunda, meselenin hukuki olmaktan ziyade siyasi bir sorumluluk olduğu belirtildi: “Bu sorumluluğun hesabı günü geldiğinde sandıkta ve kamuoyunda mutlaka sorulacaktır” denilerek yerel yönetime ve siyasi iradeye uyarıda bulunuldu.

BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ
Bursa’nın Mudanya ilçesi, bugün alışılmışın dışında bir hareketliliğe sahne oldu. İmar planlarındaki belirsizlikler ve yapı kayıt belgelerinin iptaliyle karşı karşıya kalan yüzlerce vatandaş, “Yıkım çözüm değildir” diyerek meydanlara indi. Ellerinde dövizlerle seslerini duyurmaya çalışan Mudanyalılar, belediyenin ve devletin imar konusundaki düğümü çözmek yerine ellerinde balyozla kapılarına dayanmasına sert tepki gösterdi.
Basın açıklamasında en çok vurgulanan noktalardan biri, 2014’te yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası’nın köylü üzerindeki ağır yüküydü. Konuşmacılar, belediyelerin yasaya göre iki yıl içinde imar planlarını bitirmesi gerektiğini ancak yıllardır bu görevlerini ihmal ettiklerini savundu. Plan bekleyen köylünün, başını sokacak bir ev veya hayvanına ahır yaptığında “suçlu” ilan edildiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Belediyeler plan üretmeyi bir kenara bırakıp, vatandaşı cezayla ve yıkımla terbiye etmeye çalışıyor. Köylüye zorla kent hayatı dayatılıyor. İmar yok, izin yok; ama yıkım kararı çok!”
2018 yılında hayata geçirilen İmar Barışı sürecine dair eleştiriler ise oldukça çarpıcıydı. Sürelerin defalarca uzatılması ve bankaların hafta sonu dahi açık tutularak vatandaşın başvurmaya teşvik edildiği hatırlatıldı. Ancak gelinen noktada 31.12.2017 tarih kısıtlamasının “bir tuzak gibi” kullanıldığını iddia eden mağdurlar, devletin önce “barışalım” diyerek para topladığını, şimdi ise “yanlış yaptın” diyerek yıkım tebligatı gönderdiğini vurguladı.

Sık sık “Hak, Hukuk, Adalet” ve “Yıkıma Hayır” sloganlarıyla kesilen açıklamada, Mudanya halkının talepleri birer birer sıralandı. Vatandaşlar, yıkımların derhal durdurulmasını ve sorunun sadece Mudanya özelinde değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında 10 milyon bağımsız birimi kapsayacak genel bir düzenlemeyle çözülmesini istedi. Özellikle dar gelirlinin ve köylünün evinin korunması, yapıların mülkiyet haklarının teslim edilmesi ana talep olarak öne çıktı.
Açıklamanın finali ise yerel yöneticilere ve siyasi partilere yönelik bir uyarıyla yapıldı. Meselenin artık hukuki bir tartışmanın ötesine geçip siyasi bir tercih haline geldiğini belirten grup sözcüleri, vatandaşı ezen bu anlayışın iflas ettiğini söyledi. Açıklama, “Bu sorumsuzluğun hesabı günü geldiğinde sandıkta mutlaka sorulacaktır” cümlesiyle, yaklaşan yerel seçimlere de gönderme yapılarak noktalandı.
Mudanya’da imar planı mağdurları ayaklandı. Belediyelerin plan yapmamasını “asli görevden kaçış” olarak niteleyen vatandaşlar, devletin “İmar Barışı” ile kendilerine tuzak kurduğunu savunarak TBMM’ye acil çözüm çağrısında bulundu.