
Türkiye’de engelli vatandaşların istihdamı her geçen gün artıyor. Kamuda görev yapan 13 bin 385 görme engelli memur, ülkenin sosyal politikalarının bir parçası olarak önemli bir rol üstleniyor. Engelli bireylerin topluma entegrasyonu ve yaşam kalitelerinin yükselmesi destekleniyor.
Türkiye, engelli vatandaşların toplumsal yaşama tam ve etkin katılımını sağlamak amacıyla sürdürdüğü istihdam seferberliğinde önemli bir eşiği daha geride bıraktı. Sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak hayata geçirilen projeler sayesinde, engelli bireyler artık sadece “yardım alan” değil, “üreten” ve “yöneten” pozisyonlarda yer alıyor. Güncel verilere göre, sadece kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan görme engelli memur sayısı 13 bin 385’e ulaşarak rekor kırdı.
Engelli kamu personeli seçme sınavı (EKPSS) ve kura yöntemiyle yapılan yerleştirmeler, liyakat esaslı bir istihdam modelini kalıcı hale getirdi. Kamuda çalışan görme engelli memurlar; eğitimden sağlığa, hukuktan idari birimlere kadar çok geniş bir yelpazede stratejik roller üstleniyor. Bu tablo, Türkiye’nin engelli hakları konusundaki uluslararası standartlara uyum sağladığının ve sosyal politikaların tabana yayıldığının en somut göstergesi olarak kabul ediliyor.
Hükümetin sunduğu teşvikler ve erişilebilirlik düzenlemeleri, bireylerin iş yerindeki verimliliğini artırmayı hedefliyor. Ekran okuyucu yazılımlar, Braille (kabartma yazı) döküman desteği ve çalışma alanlarının fiziksel rehabilitasyonu gibi teknik destekler, görme engelli memurların görevlerini eksiksiz yerine getirmesine olanak tanıyor. Bu entegrasyon süreci, sadece ekonomik bir kazanç değil, aynı zamanda bireyin özgüvenini ve yaşam kalitesini doğrudan yükselten bir toplumsal rehabilitasyon modeli sunuyor.
Kamudaki bu güçlü temsilin özel sektör için de bir motivasyon kaynağı olduğu vurgulanıyor. Engelli istihdam kotasını dolduran ve aşan işletmelere sağlanan SGK prim destekleri ve vergi muafiyetleri, özel sektördeki engelli çalışan sayısının da her geçen gün artmasını sağlıyor. Uzmanlar, “yetenek her yerdedir” prensibiyle hareket edilmesinin Türkiye’nin toplam kalkınma hızına büyük katkı sunduğuna dikkat çekiyor.