ABD Başkanı Donald Trump’ın özel ekibi tarafından hazırlanan Ukrayna barış planı dünya başkentlerine bomba gibi düştü. Ukrayna’yı askeri ve toprak açısından adeta “küçülten” plan, Moskova’da sessiz bir memnuniyet, Kiev’de ise derin bir kaygı yarattı. Ankara ise Washington-Moskova-Brüksel hattında mekik dokuyarak sürecin merkezinde yer alıyor.
Ukrayna’da yıllardır süren ve küresel bir krize dönüşen savaşta, beyaz sayfa mı açılıyor yoksa haritalar yeniden mi çiziliyor? ABD’de Donald Trump’ın yakın çalışma ekibinden Steve Witkoff, JD Vance, Marco Rubio ve Jared Kushner tarafından hazırlanan 28 maddelik Ukrayna barış planı, savaşın seyrini tamamen değiştirecek radikal maddeler içeriyor.
Planın sızmasıyla birlikte gözler bir kez daha Türkiye’ye çevrildi. Savaşın başından bu yana denge politikasını başarıyla yürüten Ankara, şu an Washington, Moskova, Kiev ve Brüksel hattında en yoğun diplomasi trafiğini yürüten merkezlerden biri. ABD’li diplomatik kaynaklar, Türkiye ve Katar’ın bu planın mutfak çalışmasında “ara kanalları” açık tutarak teknik müzakerelere hayati katkılar sunduğunu belirtiyor. Türkiye, hem Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne verdiği destek hem de Rusya ile kurabildiği diyalog nedeniyle planın uygulanabilirliği noktasında en kilit “beklenti merkezi” konumunda.
Sızan plan, Ukrayna’nın egemenlik alanını daraltırken Rusya’nın taleplerine daha önce hiç olmadığı kadar yaklaşıyor. Planın ana başlıkları şu şekilde:
1. Toprak Düzenlemeleri ve Yeni Statüko (1–8)
2. Askeri Tasfiye ve NATO Yasağı (9–15)
3. Sosyal ve Hukuki Reformlar (16–20)
4. Güvenlik Garantileri ve Ekonomi (21–28)
Amerikan basınında yayılan analizlere göre, ABD Savunma Bakanı D. Driskell’in Kiev ziyaretinde Zelenskiy yönetimine “Savaşın maliyeti artık sürdürülebilir değil” mesajı verildi. Politico ve New York Times gibi kuruluşlar, Ukrayna ordusunun yorgunluğunu ve Batı desteğinin azalmasını gerekçe göstererek Kiev’in bu planı kabul etmekten başka seçeneği kalmadığını iddia ediyor.
Kremlin, planı “istediğini alan taraf” pozisyonunda karşılasa da Putin’in resmi bir açıklama yapmaktan kaçınması dikkat çekiyor. Rus uzmanlar, Moskova’nın teknik detaylara ve Batı’nın vereceği güvenlik garantilerine hala şüpheyle yaklaştığını belirtiyor. Ancak Donbas ve Kırım konusundaki maddeler, Moskova için stratejik bir kazanım olarak görülüyor.
Brüksel ve Baltık ülkelerinde ise “barışın bedeli harita değişikliği mi?” tartışması yaşanıyor. Avrupa başkentlerinde bu planın Rusya’nın iştahını artıracağı ve NATO’nun doğu kanadını savunmasız bırakacağı endişesi hakim. Analistler, bu süreci “Savaşın bittiği ama barışın da gelmediği” yeni bir dönem olan “Soğuk Barış” olarak adlandırıyor.