Ünlü tiyatro oyuncusu Eftal Gülbudak yaşamını yitirdi
İBB Şehir Tiyatroları’nın usta sanatçılarından Eftal Gülbudak, 66 yaşında hayatını kaybetti. Oyuncu, yönetmen ve oyun yazarı Gülbudak’ın vefatı tiyatro dünyasını yasa boğdu.
Türk tiyatrosunun deneyimli isimlerinden, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları sanatçısı Eftal Gülbudak, 66 yaşında yaşamını yitirdi. Uzun yıllar sahnede oyuncu olarak yer alan Gülbudak; yönetmenlik, koreografi ve oyun yazarlığı çalışmalarıyla da tiyatroya katkı sundu.
Sanatçının vefat haberi İBB Şehir Tiyatroları tarafından yapılan açıklamayla duyuruldu. Gülbudak’ın ölüm nedenine ilişkin ise kamuoyuna açıklanmış bir bilgi bulunmuyor.
İBB Şehir Tiyatroları’ndan Eftal Gülbudak için başsağlığı mesajı
İBB Şehir Tiyatroları, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada usta sanatçının kaybından duyulan üzüntüyü dile getirdi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“İBB Şehir Tiyatroları'nın değerli sanatçılarından Eftal Gülbudak'ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Değerli sanatçımız Eftal Gülbudak'a Allah'tan rahmet; ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve tiyatro camiamıza başsağlığı diliyoruz”
Film-San Vakfı da Gülbudak’ın ardından taziye mesajı yayımlayarak ailesine ve sevenlerine başsağlığı diledi.
Eftal Gülbudak kimdir?
1960 yılında Kahramanmaraş’ta doğan Eftal Gülbudak, Marmara Üniversitesi Spor Akademisi’nden mezun oldu. Kariyeri boyunca oyunculuğun yanı sıra koreograf, yönetmen ve oyun yazarı olarak çok sayıda projede görev aldı.
Gülbudak, uzun yıllar İstanbul Şehir Tiyatroları bünyesinde sahneye çıkarak farklı kuşaklardan tiyatro seyircileriyle buluştu.
Sanatçının rol aldığı yapımlar arasında Kuşlar, Kırmızı Pabuçlar, Resimli Osmanlı Tarihi, Evita, Tartuffe, Barışa Şans Verin, Lüküs Hayat, Mösyö Butterfly, Askerliğim, İstanbul’un Gözleri Mahmur, Cem Sultan, Savaş ve Barış, Sevimli Hayalet, Yavru Kimin, Çalıkuşu, Birlikte Oynayalım, Bir Atın Öyküsü ve Bisküvi Adam gibi çok sayıda eser bulunuyor.
Oyunculuğun yanı sıra yönetmenlik de yaptı
Eftal Gülbudak yalnızca sahne üzerindeki performanslarıyla değil, yönetmenlik ve oyun yazarlığı çalışmalarıyla da tanındı.
İBB Şehir Tiyatroları’nın 2026 sezonunda da çalışmalarını sürdüren Gülbudak, Nazım Hikmet’in eserinden sahnelenen bir oyunun yönetmenliğini üstlendi. Aynı sezon “Masal” adlı çocuk oyununda ise hem yazar hem yönetmen olarak görev yaptı.
Gülbudak’ın sanat yaşamında Düşler Sirki Başlıyoooor!, Lay Lay Lom ve Doğ Güneşim Doğ gibi yapımların yönetmenliği de bulunuyor. Televizyon ve ekran çalışmalarında ise Gecenin Öteki Yüzü, Bir Tren Yolculuğu ve Tatlı Betüş gibi yapımlarda yer aldı.
Tiyatro dünyası usta sanatçıya veda ediyor
On yıllara yayılan sanat yaşamında oyunculuk, yönetmenlik, koreografi ve oyun yazarlığını bir arada sürdüren Eftal Gülbudak’ın vefatı, başta Şehir Tiyatroları olmak üzere sanat camiasında üzüntüyle karşılandı.
İBB Şehir Tiyatroları’nın 2026 yılı programlarında da aktif olarak görev alan Gülbudak, hem yetişkin hem çocuk tiyatrosuna yaptığı çalışmalarla ardında geniş bir sahne birikimi bıraktı.
ABD’de cinsel amaçlı insan ticareti davaları 2010’dan bu yana en düşük hızda
Reuters’ın federal mahkeme kayıtlarına dayanan analizine göre ABD’de cinsel amaçlı insan ticareti davaları geriledi. Yönetim ise mücadelenin öncelikli olduğunu savunuyor.
GİRİŞ 14.08.2026 05:40
105 gösterim
7 dk okuma
Fotoğraf: ABD Başkanı Donald Trump'ı tasvir eden yeni bir pankart, 20 Şubat 2026'da Washington DC'deki Adalet Bakanlığı binasına asıldı.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, insan ticareti ve cinsel istismarla mücadelenin federal hükümetin öncelikleri arasında bulunduğunu sık sık vurguluyor. Ancak Reuters’ın federal mahkeme kayıtları ile eski savcılar, görevdeki federal ajanlar ve mağdur hakları savunucularından elde ettiği bilgiler, 2026’nın ilk yarısında farklı bir tablo ortaya koydu.
Reuters’ın 25 eski savcı, mevcut görevli ve mağdur savunucusuyla yaptığı görüşmeler ile son 20 yıllık federal dava kayıtlarına ilişkin analizine göre, cinsel amaçlı insan ticareti soruşturmalarında ve yeni açılan davalarda belirgin bir yavaşlama yaşandı. Görüşülen kişiler bu durumu personel kaybı, fonlardaki aksamalar, federal kolluk personelinin göçmenlik operasyonlarına yönlendirilmesi ve mağdurların yetkililere duyduğu güvenin zayıflaması gibi birden fazla faktörle ilişkilendirdi.
Federal davalarda dikkat çeken düşüş
Reuters’ın federal mahkeme kayıtlarından yaptığı hesaplamaya göre Adalet Bakanlığı, 2026’nın ilk altı ayında cinsel amaçlı insan ticareti suçlamaları kapsamında 73 kişi hakkında dava açtı. Bu rakam, son üç yılın aynı dönemindeki ortalamanın yaklaşık yüzde 22 altında kaldı ve yılın ilk yarısı itibarıyla 2010’dan bu yana en düşük dava açma hızına işaret etti.
Benzer bir gerileme bağlantılı bazı suç kategorilerinde de görüldü. Haziran sonuna kadar çocukların cinsel istismarına ilişkin materyallerle bağlantılı federal suçlamalarda 1.230 kişi hakkında işlem yapılırken bu sayı önceki üç yılın aynı dönem ortalamasının yüzde 3 altında gerçekleşti. Eyaletler arası fuhuş faaliyetlerini hedefleyen Mann Yasası kapsamında suçlananların sayısı ise 318’e gerileyerek üç yıllık ortalamanın yüzde 18 altında kaldı.
Reuters’ın görüştüğü eski savcılar ve federal görevliler, düşüşün yalnızca cinsel amaçlı insan ticareti dosyalarıyla sınırlı olmadığını belirtti.
Mahkeme kayıtlarına göre göçmenlikle ilgisi bulunmayan vergi kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı ve diğer federal suçlardan dava açılan kişi sayısı da haziran sonuna kadar yaklaşık yüzde 7 azalarak 22 bin civarına geriledi. Reuters, bu tabloyu Trump yönetimi döneminde federal kolluk faaliyetlerinin göçmenlik ve sınır dışı operasyonlarına daha fazla yoğunlaşmasıyla birlikte değerlendirdi.
New York’ta Sean “Diddy” Combs davasının savcılık ekibinde yer alan eski federal savcı Jacqueline Kelly, kaynak ile hedef arasındaki uyumsuzluğa dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bir şeyin öncelikli olduğunu söyleyip, bunun gerçekleşmesi için gerekli kaynakları sağlamamak olmaz.”
Reuters’a konuşan çok sayıda eski savcı ve federal ajan da insan ticareti dosyalarında görev yapan deneyimli personelin başka alanlara kaydırılmasının bazı soruşturmaların yavaşlamasına veya fiilen beklemeye alınmasına yol açtığını söyledi.
Adalet Bakanlığı: Mücadele öncelikli olmaya devam ediyor
Trump yönetimi ise insan ticaretiyle mücadelenin geri plana itildiği yönündeki değerlendirmeleri kabul etmiyor.
ABD Adalet Bakanlığı, çocukların sömürülmesi ve insan ticaretiyle mücadeleyi koordine etmek amacıyla haziran ayında kariyer savcısı Alessandra Serano’yu Ulusal Koordinatör olarak görevlendirdi. Bakanlığın resmi açıklamasında insan ticareti ve çocukların istismarının önlenmesi, faillerin yargılanması ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesinin en yüksek öncelikler arasında olduğu belirtildi.
Serano da Reuters’a yaptığı değerlendirmede dava sayısındaki düşüşün tek başına mücadelenin zayıfladığı anlamına gelmeyebileceğini söyledi. Federal savcı ve müfettişlerin devam eden büyük ve karmaşık dosyalara yoğunlaşmasının yeni dava açma hızını azaltmış olabileceğini ifade etti.
Görüntü, Washington D.C.’de, Capitol Hill’de Todd Blanche’ın ABD Başsavcılığına adaylığı sürecinde düzenlenen bir basın etkinliği
Adalet Bakanlığı ayrıca kendi istatistiklerinin Reuters’ın hesapladığından daha sınırlı bir gerilemeye işaret ettiğini bildirdi. Ancak Reuters’a göre bakanlık kullandığı yöntemin ayrıntılarını ve hesaplamaya dahil ettiği dava numaralarını paylaşmadı.
Cinsel amaçlı insan ticareti dosyaları, federal soruşturmaların en karmaşık alanlarından biri olarak değerlendiriliyor. Mağdurların güveninin kazanılması, finansal hareketlerin izlenmesi, psikolojik baskının ortaya çıkarılması ve uzun süreli delil toplama süreçleri nedeniyle bu dosyalar özel deneyim gerektiriyor.
Reuters’a konuşan yedi eski federal savcı, bu alanda çalışan çok sayıda deneyimli savcının son dönemde Adalet Bakanlığından ayrıldığını söyledi. Bazı bölgelerde ise eldeki soruşturmaları takip edecek yeterli savcı bulunamadığı öne sürüldü.
Serano, cinsel istismar ve insan ticareti dosyalarında görev yapan personelde yıpranma ve ayrılmaların geçmişte de görüldüğünü belirtti. Ancak Reuters’ın görüştüğü bazı eski savcılar, son dönemdeki kaybın olağan seviyenin üzerinde olduğunu savundu. Adalet Bakanlığı ise boşalan kadrolar için personel alımının sürdüğünü açıkladı.
Bazı soruşturmaların askıya alındığı öne sürüldü
Reuters’a konuşan yedi eski savcı ve üç federal ajan, insan ticareti soruşturmalarında çalışan ajan sayısının azalması nedeniyle bazı aktif dosyaların büyük ölçüde durduğunu ve yeni soruşturmaların daha seyrek açıldığını ileri sürdü.
ABD’nin güneyinde görev yapmış eski bir savcı, kendi bölgesindeki bazı İç Güvenlik Soruşturmaları ajanlarının göçmenlik operasyonlarına kaydırılması nedeniyle cinsel amaçlı insan ticareti soruşturmalarının önemli ölçüde aksadığını anlattı.
FBI ise göçmenlik görevlerine aktarılan ajanların diğer suç alanlarındaki sorumluluklarının ortadan kalkmadığını ve insan ticareti dahil federal suçları soruşturma yetkilerinin devam ettiğini bildirdi. Kurum, bu görevlendirmelerin dava sayısındaki gerilemeye doğrudan etkisi olup olmadığı konusunda değerlendirme yapmadı.
Mağdurlara yönelik hibelerde gecikme iddiası
Sorunun bir başka boyutunu ise insan ticareti mağdurlarına barınma, gıda, psikolojik destek ve hukuki yardım sağlayan kuruluşların finansmanı oluşturuyor.
Reuters’ın aktardığına göre Adalet Bakanlığına bağlı Adalet Programları Ofisi, insan ticareti mağdurlarına yönelik hizmetler için normal şartlarda yılda yaklaşık 90 milyon dolar federal hibe dağıtıyor. Ancak bazı kuruluşlar, federal harcamaların azaltılması sürecinde hibelerin geciktiğini veya askıya alındığını bildirdi.
Los Angeles merkezli Saving Innocence kuruluşunun yöneticisi Alan Smyth, toplam 700 bin dolarlık iki federal hibe başvurusunun yaklaşık bir yıl geciktiğini söyledi. Reuters’a konuşan başka kuruluşlar ise finansman kaybı nedeniyle bazı programlarını küçültmek veya hizmetlerini durdurmak zorunda kaldıklarını aktardı.
Adalet Bakanlığı yetkilileri ise geçen yıla ait hibelerin büyük bölümünün dağıtıldığını ve kalan başvuruların yönetimin öncelikleriyle uyum açısından değerlendirildiğini bildirdi.
T-vizelerinde de yavaşlama görüldü
İnsan ticareti mağdurları açısından kritik araçlardan biri olan T-vizesi sistemi de Reuters incelemesinin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.
T-vizeleri, insan ticareti mağdurlarının belirli koşulları sağlamaları halinde ABD’de yasal olarak kalabilmesine imkan tanıyor ve kolluk kuvvetleriyle iş birliğini kolaylaştıran önemli mekanizmalardan biri olarak kullanılıyor.
Reuters’ın İç Güvenlik Bakanlığı verilerine dayandırdığı hesaplamaya göre mevcut mali yılın ilk altı ayında 354 T-vizesi onaylandı. Bu hızın son 10 yılın tipik seviyesinin yaklaşık yarısına karşılık geldiği belirtilirken, 71 binden fazla başvurunun beklemede olduğu aktarıldı.
Bazı eski savcılar kendi bölgelerinde T-vizesi başvurularına verilen savcılık desteğinin durdurulduğunu söylerken Serano, savcıların mağdurların kolluk kuvvetleriyle iş birliğini doğrulamak amacıyla İç Güvenlik Bakanlığıyla çalışmaya devam ettiğini belirtti. Nihai vize kararının ise DHS tarafından verildiğini vurguladı.
Mağdurların federal yetkililere güveni tartışma konusu
Reuters’ın araştırmasında en hassas başlıklardan biri, insan ticareti mağdurlarının federal makamlarla iş birliği yapma konusundaki isteğinin azalabileceği yönündeki uyarılar oldu.
Bazı göçmenlik avukatları, devam eden insan ticareti soruşturmalarında yetkililerle iş birliği yapan göçmen mağdurların dahi göçmenlik makamlarınca gözaltına alındığı vakalar bulunduğunu söyledi.
Avukat Laura Berger, bu durumun mağdurlara iş birliği tavsiyesi vermeyi zorlaştırdığını belirterek:
“Eğer bir mağdurun hapse girmeyeceğinin garantisini veremezsem, federal ajanlarla işbirliği yapmalarını etik olarak nasıl söyleyebilirim?”
ifadelerini kullandı.
Freedom Network USA Eş Genel Müdürü Jean Bruggeman ise personel, uzmanlık, finansman ve mağdur güvenindeki aşınmanın uzun vadeli sonuçları olabileceği uyarısında bulundu:
“Önemli dayanak noktalarının yıkılmaya başladığı bir dönüm noktasına gelindi ve bu da insan ticaretiyle mücadele yapısının tamamını çökertecek. Yeniden inşası yıllar sürebilir.”
Veriler neyi gösteriyor?
Reuters’ın çalışması, Trump yönetimi altında insan ticaretiyle mücadele tamamen durdu sonucunu ortaya koymuyor. Nitekim Adalet Bakanlığı, yeni ulusal koordinatör ataması ve yürüttüğü operasyonlarla alanın öncelikli olmaya devam ettiğini savunuyor. Mayıs ayında açıklanan “Operation Iron Pursuit” kapsamında çocukların cinsel istismarı ve insan ticareti dahil çeşitli suçlarla bağlantılı operasyonlar gerçekleştirildi.
ABD Bölge Mahkemesi dosyalarına ilişkin analizi
Bununla birlikte federal mahkeme kayıtları, 2026’nın ilk yarısında yeni cinsel amaçlı insan ticareti suçlamalarının önceki yıllara kıyasla gerilediğini gösteriyor. Reuters’ın görüştüğü kişiler bunun nedenleri konusunda farklı açıklamalar ortaya koyarken, Adalet Bakanlığı kendi verilerindeki düşüşün daha sınırlı olduğunu savunuyor.
Dolayısıyla ortaya çıkan tablo, bir tarafta Washington yönetiminin insan ticaretiyle mücadelenin yüksek öncelik olmaya devam ettiği yönündeki açıklamalarını, diğer tarafta ise mahkeme kayıtlarında görülen dava sayısı düşüşünü ve sahadaki personel-finansman sorunlarına ilişkin iddiaları birlikte değerlendirmeyi gerektiriyor.