Kızıldeniz’in dibinde ölümcül havuzlar keşfedildi
Kızıldeniz’in Akabe Körfezi’nde deniz tabanının yaklaşık 1.770 metre altında keşfedilen sıra dışı tuzlu su havuzları, bilim dünyasının dikkatini çekiyor. Çevresindeki deniz suyundan belirgin bir sınırla ayrılan bu yapılar, aşırı tuzlu ve tamamen oksijensiz ortamlarıyla biliniyor.
Bilim insanları tarafından NEOM Brine Pools olarak adlandırılan havuzlar, kıyıdan yalnızca yaklaşık 1,8-2 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Bu yakınlık, daha önce keşfedilen derin deniz tuzlu su havuzlarından önemli ölçüde farklı bir özellik taşıyor. Havuzların keşfi, 2020 yılında OceanXplorer araştırma gemisiyle gerçekleştirilen keşif sırasında uzaktan kumandalı su altı aracı kullanılarak yapıldı.
İçine giren canlılar saniyeler içinde etkisiz hale geliyor
Derin deniz brine havuzlarındaki suyun tuzluluğu çevredeki deniz suyundan çok daha yüksek. NEOM havuzunda yapılan analizlerde sodyum ve klor konsantrasyonlarının çevredeki deniz suyuna göre yaklaşık dört kat daha yüksek olduğu belirlendi. Ortam aynı zamanda oksijensiz ve düşük pH değerlerine sahip.
Bu koşullar, birçok deniz canlısı için ölümcül sonuçlar doğurabiliyor. Araştırmacıların gözlemlerine göre balık, karides ve yılan balıkları havuzların çevresinde bulunuyor. Havuzun yoğun tuzlu suyuna giren canlılar ise oksijensiz ve aşırı tuzlu ortam nedeniyle hızla sersemleyebiliyor veya ölebiliyor.
Ortaya çıkan durum, ölümcül bir ortamın çevresinde sıra dışı bir beslenme zinciri oluşturuyor. Havuzların çevresinde yaşayan bazı yırtıcılar, bu bölgeye yaklaşan ve etkisiz hale gelen canlılardan yararlanıyor. Buna karşın havuzların kendisi, oksijensiz ortam sayesinde mikrobiyal yaşam açısından zengin alanlar oluşturuyor.
Ekstrem mikroorganizmalar yaşamın geçmişine ışık tutuyor
Bilim insanları açısından havuzları ilginç kılan yalnızca sıra dışı kimyasal yapıları değil. Oksijensiz ve aşırı tuzlu koşullarda yaşayabilen ekstremofil mikroorganizmalar, Dünya’daki yaşamın ilk dönemlerine ilişkin araştırmalar açısından önemli bir doğal laboratuvar niteliği taşıyor.
University of Miami’den deniz jeobilimci Sam Purkis ve ekibinin çalışmalarında, bu tür ortamların erken Dünya koşullarını anlamaya yardımcı olabileceği ve başka gök cisimlerindeki olası yaşam araştırmalarına model oluşturabileceği değerlendiriliyor. Özellikle Europa ve Enceladus gibi buzla kaplı okyanus dünyalarında yaşam ihtimalinin araştırılmasında bu tür ekstrem ortamların incelenmesi önem taşıyor.
Havuzlarda yaşayan mikroorganizmalar tıp araştırmaları açısından da dikkat çekiyor. Derin deniz brine havuzlarındaki mikroorganizmalardan daha önce antibakteriyel ve kanser karşıtı özellikler taşıyan moleküller elde edildiği bildiriliyor. Bu nedenle NEOM havuzlarındaki mikrobiyal çeşitlilik, gelecekte yapılabilecek biyoteknolojik araştırmalar açısından da önem taşıyor.
Deniz tabanında binlerce yıllık doğal arşiv
NEOM Brine Pools’un bir diğer özelliği ise geçmişte yaşanan doğal olayların izlerini koruyabilmesi. Havuzların oksijensiz yapısı, deniz tabanındaki tortuların canlılar tarafından karıştırılmasını büyük ölçüde engelliyor. Böylece tortu tabakaları uzun süre bozulmadan kalabiliyor.
OceanX’in aktardığı araştırmalara göre havuzlardan alınan örnekler, bölgede yaklaşık 1.600 yıllık yağış geçmişine ilişkin kayıtlar içeriyor. Araştırmacılar, tortulardaki katmanların geçmişte meydana gelen sel, deprem ve tsunami gibi olayların izlerini de taşıdığını belirtiyor.
Daha önceki analizlerde son 1.000 yıl içerisinde büyük sellerin yaklaşık 25 yılda bir, tsunamilerin ise ortalama 100 yılda bir meydana geldiğine ilişkin bulgular elde edilmişti. Araştırmacılar, bu kayıtların Akabe Körfezi kıyısında hızla gelişen altyapı ve kentleşme projeleri açısından bölgenin doğal afet risklerinin değerlendirilmesine katkı sağlayabileceğini belirtiyor.
Bilim insanları, daha gelişmiş sondaj ekipmanlarıyla havuzların daha derin tortu katmanlarının incelenmesi halinde bölgenin iklim ve afet geçmişinin daha da geriye götürülebileceğini düşünüyor. Böylece deniz tabanındaki bu sıra dışı yapılar, yalnızca ekstrem yaşamın değil, bölgenin geçmişinin de doğal arşivi olarak araştırılmaya devam edecek.









