Peru’nun Nazca Çölü’nde bulunan ve üç parmaklı yapılarıyla bilim dünyasını ikiye bölen 1.200 yıllık “Montserrat” adlı mumyanın içinde gelişmekte olan bir fetüs tespit edildi. Bu keşif, mumyaların biyolojik bir kökene sahip olduğunu savunan araştırmacılar için güçlü bir kanıt sunarken, sahtekarlık iddialarını da yeniden alevlendirdi.
2017 yılında keşfedildiklerinden bu yana kökenleri hakkında şiddetli tartışmaların yaşandığı üç parmaklı Nazca mumyalarıyla ilgili Peru’dan gelen yeni bir bulgu, gizemi daha da derinleştirdi.
Daily Mail’in haberine göre, Dr. David Ruiz Vela ve gazeteci Jois Mantilla tarafından yürütülen radyolojik incelemeler, “Montserrat” adı verilen mumyanın pelvis bölgesinde, klasik fetal pozisyonda duran bir embriyo olduğunu ortaya çıkardı.
Lima’daki özel bir merkezde gerçekleştirilen Bilgisayarlı Tomografi (BT) taramaları, 30 haftalıktan küçük olduğu tahmin edilen bir fetüsün net silüetini gözler önüne serdi. Araştırmacılar, embriyonun 43 milimetre uzunluğundaki femur kemiğini ölçerek, modern doğum öncesi ultrason teknikleriyle gebelik yaşını hesapladı.
Gazeteci Mantilla ayrıca, mumyanın bir elinin karnının üstünde, diğerinin altında durmasını, hamile karnını korumaya yönelik “koruyucu bir duruş” olarak yorumluyor.
Mumyaların gizemini artıran bir diğer unsur ise, vücutlarında bulunan ve modern teknolojiyle açıklanabilen metal implantlar. 16 ila 25 yaşları arasında öldüğü tahmin edilen Montserrat’ın el, göğüs ve kafa bölgesinde birden fazla metal implant bulundu. Kimyasal analizler, bu implantların %95 saflıkta gümüşün yanı sıra, günümüzde havacılık ve uydu teknolojilerinde kullanılan osmiyum ve kadmiyum gibi elementler içerdiğini gösterdi.
Kafatasındaki bir implantın etrafındaki deri dokusunun iyileşme belirtileri göstermesi, bu nesnelerin mumya hayattayken yerleştirildiği tezini güçlendiriyor.
Bu bulgulara rağmen, bilim dünyasının önemli bir kısmı mumyaların sahte olduğunu savunuyor. Adli paleontolog Flavio Estrada gibi eleştirmenler, bu yapıların hayvan ve insan kemiklerinin modern sentetik yapıştırıcılarla bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş modern üretimler olduğunu iddia ediyor.
Şüpheci bilim insanlarının temel itirazları şunlar:
Farklı türlere ait kemiklerin yapay bir şekilde birleştirilmiş olması.
Modern endüstriyel yapıştırıcıların kullanıldığı iddiaları.
Genel anatomik yapıda tutarsızlıklar.
Keşiflerin net bir arkeolojik bağlamdan yoksun olması.
Yeni fetüs keşfi, tartışmaya yeni bir boyut getiriyor. Mumyaların gerçekliğini savunanlar, bu kadar karmaşık ve anatomik olarak tutarlı bir fetal yapıyı yapay olarak yaratmanın son derece zor olacağını belirterek, bunun varlıkların biyolojik doğasına dair en güçlü kanıt olduğunu öne sürüyor.
Araştırmacılar, tartışmalara son noktayı koymak için mumya ve fetüsten alınacak doku örnekleriyle kapsamlı DNA analizleri yapmayı planlıyor. Bu genetik testler, bu gizemli varlıkların kökenine dair sır perdesini aralayabilir.